HLL was here…

Notes from London…

Dec 28

Hint Usulu…

Category: England, London

Bu aralar baya baya hint yemeklerine sardik… Buralarda pek cok Hintli yasiyor ve marketlerde filan pek cok hint usulu yiyecek bulabiliyorsunuz…

Bir de ozellikle bu hint yemekleri - neden bilmem - Christmas zamanlarinda fazlalasmaya basladi.. Morrisons’ta kendimi engelleyemiyordum, bunu da alcam, hmmm bu da guzel gorunuyor, hmmm bunda 2 tanesi su kadarmis mis mis mis diye 3-4 kutu hint usulu yiyecekleri almaya calisiyordum..

Yok, ama hala acilarina alisamadim… Kendimi engelleyemeyip, acili olanlarindan da illa denicem , illa denicem diye alip, sonra Kemali “bunlar aci cikti (!)” diye onlari yemek zorunda birakiyordum… Acilari oyle boyle degil, bizim Turk usulu yemeklerdeki acilara filan benzemiyor… Bilmem, belkide ben abartiyorumdur, sonucta Turk acili yemekleri de yiyebildigim soylenemez..

Neyse, ben konuya doneyim.. Aslinda aklimda pek cok konu var.. Buraya yazmam gereken… Ozellikle bu Christmasa dair… Ama once baya bir suredir bekleyen bu yaziyi bitirmeliyim… Christmasi onumuzdeki gunlerde anlatacagim…

Bundan baya bir sure once - develer tellal, pireler berber iken - burdaki Hintli bir arkadasimiza gitmistik… Bizim Hintli yemeklere sarmamiz o zamanlarda basliyor sanirim… Butun Hintli bayanlar bu kadar beceriklimidir bilmiyorum ama, bir birinden farkli cesitlerden hangisini yiyecegimizi sasirdik…

Fotograf makinami gotursem, birkac fotograf koyabilirdim.. Ama malesef hic bir fotograf yok.. Onun yerine internetten buldugum tariflerdeki resimlerden bakabilirsiniz.. Aynisi olmasa da yediklerimize en benzer olanlari koydum…

Starterlar olarak bhaji (pakoda).. Yumurtali bir karisima bulanmis cesitli sebzelerin karisimlari demek oluyor.. Bize baby corn, onion,potato ve spinach olanindan yapmislardi… Bunlar cok guzel oluyor…  Ortaya kocamann bir starter tabagi geldi, ve aninda kapis kapis bitti… Burda bir spinach pakoda’nin resmi ve tarifi var…

Papdum; Bu starter - ana yemek arasi bisii.. :) Biraz farkli bir chips… Kocaman… Ve yararlimiymis neymis.. Morrisons’ta da satiliyor… Arkadaslardan ogrenip, Morrisons’tan da almaya basladik… Onlarin yaptigi sadeydi sanirim.. Morrisons’ta bir herblisi, bir de acilisi var.. acili olani guzel degil… Bunda tarif marif yok, ama resmine burdan bakabilirsiniz…

Ana yemeklere geceyimmm; ana yemek degil, yemekler diyorum.. (!)

Mattar paneer; Bu peynir ve bezelye ile yapilmis bir cesit yemek… Ama dikkat chilli !! Cok yaklasmamak gerek… Benim gibi illa tadicam da tadicam diyorsaniz, catalla; suyunu suzdurup, bezelye ve peynirlerinden yiyebilirsiniz.. Yemegin suyundan yemek cokkk tehlikelidir.. Heh illa da tarife bakicam diyorsaniz, iste burda da tarifi.. (Bizim yedigimize benzer gorunuyor ama aynimidir bilmem…)

Anda curry; Icinde yumurtalar butun butun olan bir yemek… Koyu bir suyu vardi… Icinde ne oldugunu filan bilmiyorum ama, burdaki yemege benziyordu.. Ama aynisi degil… eminim… Ancak benzerini bulabildim… Ve bu da chilliii !! Hatta mattar paneerden cok cok daha chilli!

Raita; Bildiginizzz Turk cacigi.. :)

Daal; Bu aralarindan en hatirlayamadigim… Sooyle bir tarif buldum.. Ama bundakinden daha koyu idi sanki…

Pickel; Bunun ne ne oldugunu, ne de tadini anlayabildim… Cunku agzima bir lokma attigim gibi oksurmeye basladim… Ve gecenin devamini oksurerek gecirdim.. :) Herhalde benim kadar problemlisiyle de karsilasmamislardir… Starterlardan sonra, ana yemeklerin cogunu, ay bu aci, ay su aci diyerek gecirdim, ve caktirmamaya calisarak Kemalin tabagina aktarmalar yaparak… (cogu anlasildi ama…) Neyse ama, Pickel butun gece boyunca aramizda -changes color- olarak anildi… Cunku Kemal de agzina attigi kocamannn bir lokmadan sonra kipkirmizi olmustu… Hehh iste burda da Pickel konservesi resmi…

Birde onca acidan sonra; dondurma ve Gulab Jamun diye birsey geldi ki… Harikaydi.. Bizdeki Kemalpasaya benzer bir tatli… (Yani acisi cok olmayan -yani yiyebildigim- hersey cok cok guzeldi… ) Iste burda da Gulab Jamun resmi…

Bilirsiniz, Turkler genelde yemegi  firindan yeni cikmis ekmekle yerler… (icinin neredeyse hala hamur halinde olanlari ve el yakanlari daha makbuldur..) Gecenlerde TFC’ye gittigimizde sansimiza bu sekilde olan yeni gelmis Turk pideleriyle karsilastik… Ve eve bile gelmeden, “aynennn Istanbuldaki gibi.. sicacik !!” sozleri esliginde pideyi kuru kuru arabada yariladik.. :) Neyse, konulari karistiyorum… Ben Hintli arkadaslara doneyimm…

Hintliler de ise durum biraz daha farkli… Tahmin edebileceginiz uzere, yemegi ya yaninda rice ile (pilav) ya da chapati ile yiyorlar… Biz hint yemelerine sardik diyip duruyorum ya, bir tek yemeklerine degil, chapatilerine de sardik.. Ilk arkadaslarda yedigimizde, ben “bunlar babaannemin katmerleri gibi!!” sevinc cigliklari esliginde yemistim…  Ondan beri Morrisons’tan ara ara chapati alip, ekmek yerine onu yiyoruz…

5 comments

Dec 16

I want MY son!

Category: Film Reviews

Bugunku Coffee Break’ten sonra, birkac birsey satir karalayayim dedim…
(Hmmm, bu Coffee Break’te neyin nesi diyenlere.. Sayfa tasindi…)

Herneyse, gecen arkadaslarla “Burn After Reading”‘te oldugu gibi ani sayilabilinecek bir kararla “Changeling” e gittik…
Bu aralar sinemada iyi filmler secip gidebiliyorum.. Kendimle gurur duydum.. :P Ara ara oluyor bazen, bir ara surekli alakasiz filmler seciyorduk, sonra “aggghh berbatti..” diye soylene soylene cikiyorduk sinemadan… Bu aralar iyi tercihler yapiyoruz..

“Burn After Reading”in uzerinden baya gecti.. Birsey yazamadim… Ama oldukca iyiydi.. Zaten Brad Pitt alip goturmus filmi… Ocean’s serisindeki rolunden cokk farkli bir rolde burda.. Tamamen farkli bir rolde.. Hafif saf bir Amerikali genci canlandiriyor.. Karizmatiklikle uzaktan yakindan alakasi yok, ara ara aptalca hareketler yapip gulduruyor.. Cok ahim sahim bir konu yok.. Oyuncular icin izlenecek bir film.. Zaten onlarin yaptigi rol yetiyor.. Konuyu da abartmis olsalardi, cok fazla gelirdi filme.. :) Seviyeyi iyi tutturmuslar yani.. Gulumseyerek izliyorsunuz… George Clooney’in bir parktan kacis sahnesi varki.. Super… Filmin en iyi sahnelerinden biri bence.. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film… Minik, anlamsiz bir olayin, buyuyup buyuyup bir suru olaya neden oldugunu goruyorsunuz…

Changeling cok daha farkli bir film tabiki… Gitmeden once bir yerlerde okumustum, bir mahkeme sahnesi varki, uzatmislar cok, ve sIkIci olmus film diye yazmislardi… Bunlari nerde okudugumu unuttum ama, kim demisse yalan soylemis… Nerdeyse 2.5 saatlik filmdi.. Ve izlerken hicccc sIkIlmadim… Angelina Jolie her gecen filminde daha iyi bir oyuncu oluyor… ve baska seyleri birakip, oyunculugunu sergilemeye agirlik veriyor..
Gitmeden once filmi duz drama zannediyordum, ama olaylar biraz daha polisiyeye donuyor sonlarina dogru.. Filmin gercek bir olaydan esinlenmis olmasi, filmin cok daha oturakli bir film olmasini sagliyor, ve acik birsey kalmiyor.. Film 1928-1935 seneleri arasinda geciyor.. O yillari cok iyi yansitmislar filmde..

Hmmm bu arada Angelina Jolie’nin kiyafetlerine bittim.. Ozellikle sapka ve eldivenlerine… Film boyunca cesit cesit sapkalar takip, cesit cesit eldivenler giydi… Neden oyle eldivenler uretmiyorlar ki? Yine moda olsun!!

Neyse, bu yazida hicbir konuyu agzimdan kacirmadim sanirim… :) Iyi geceler…

No comments

Dec 13

Kisa kisa…

Category: England, London, Misc

Aklimda kalan birkac seyi unutmadan yazayim dedim…

Christmas treemizi susledik…

Bugun sirkete giriyorum… Giriste artik her yerde / her sirkette / her vitrinde olan cam agaclarindan var… Buraya kadari normal… Tam cam agacinin yanindan gecerken, megersem cam agacinin bizim sirkete ozel duzenlenmis oldugunu gordum… Boyle minik minik susler asarlar ya cam agacina… Bizimkiler de kendilerine gore suslemisler… Bizim sirketin promote ettikleri urunleri, agacin her tarafinda asiliydi… rengarenk posetler icinde… ve komikti…

Ogle arasi kosu / dusu..

Yok yok.. Ben oglen kosu yapacak kadar abartmadim daha… Bir ara, gecen haftalarda (rahatsiz oldugum icin..) cikip baya uzun sureli yuruyusler yapiyordum ogle tatillerinde… Ama o kadarla kaldi… Sonra biraktim zaten…
Neyse asil anlatacagim seye doneyim.. gecen sirkette oturuyorum… Ogle tatili… Baktim bizim calisanlardan biri esofmanlari elinde, gidiyor.. Az sonra uzerini degismis olarak dondugunu gordum.. Ve kosuya cikti.. Buraya kadari hani normal.. Spora baya dikkat ediyorlar sonucta… Sirketler de zaten bu yonde yardimci oluyor.. Tesvik ediyor.. Sabah ise bisikletle gelenler icin filan uzerini degistirme kabinleri / dus kabinleri filan varmis..
Neyse.. Ogle tatili bitti.. Bizim arkadas dogal olarak epey bi terlemis geldi.. Ve havlusunu (!) alip dusa gitti… Az sonra saclarinda havlu olaraktan, gelip calismaya devam etti… Bilmem.. Bana baya ilginc geldi… Caprazinizda bir calisan, basinda havlu, bilgisayar basinda calisiyor… Tam aile sirketiyiz.. :P Kendimizi evimizden calisiyormus gibi hissettiriyorlar, saolsunlar…

Kurbanimiz geldi.. :P

Kurban bayramini bitirdik… Kemalin bayram boyunca kurban eti yiyemedigine dair sizlanmalari sonuclandi.. Ve dilekleri kabul olup, kurban etimiz bayram sonunda geldi.. :P
Sirketten daha dogru duzgun sohbetimin bile olmadigi bir arkadas (isminden baska birsey de bilmiyorum hakkinda ve ayni katta bile degiliz zaten.. :) ), “Hilal biz burda kurban kestik, sana da biraz et getirdim” diye bana bir poset et verdi… Saolsun, sayesinde kurban eti yemeden gecirmemis olduk bu bayrami.. Tabi en cok Kemal sevindi.. :P  Sasirdim… Cok hosuma gitti…

Aslinda aklimdan pek cok sey gecti buraya yazmak icin, ama simdi uzatamayacagim… Biliyorum cok duz yazilar oldu bunlar.. Unutmamak icin kenari yazmak istedigim kisa kisa haberler olmus oldu… Ve benim uykummmmmmm geldi…

Cok daha uzunnn bir hikayem var ama, o daha sonraya insAllah…

1 comment

Dec 6

Is’te hayat bu…

Category: Misc

Gecenlerde bir arkadastan, son zamanlarda en cok guldugum maillerden birisini aldim…

Super yapmislar… Is hayatimizin, aylar - seneler icerisindeki degisimini anlatiyor…

Kesin daha once gormus olanlar vardir… Ama paylasayim dedim..

Ise yeni baslayan;

 

Stevie Wonder dinliyor… Isteki ilk gun ve hersey yolunda…

—————————————————

3 ay sonra;

Daha hareketli bir muzik dinliyor, cunku cok mesgul…

—————————————————

6 ay sonra;

Heavy Metal dinliyor… Cunku is sabah 8de baslayip, aksam 8de bitiyor…

—————————————————

9 ay sonra;

Hip hop dinliyor… Stresten ve hareketsizlikten ve cok yemek yemekten sismanladi, ve kabizlik cekiyor…

—————————————————

1 yil sonra;

Rep dinliyor… Gozleri segiriyor, stres kahve kafein hayatini curuttu..

—————————————————

Ve nihayet 2 yildan sonra;

Techno dinliyor… Cunku is hayatinin ona getirdiklerinden kafayi siyirdi…

1 comment

Dec 1

Bloga kar yagdi…

Category: Misc

Baktim burda kar yagacagi filan yok… Bloga kar yagdirdim…

Yeni header hakkinda commentlerinizi bekliyorum… Bakmayin oyle durduguna.. Ben cok ugrastim! Grafik tasarim filan okuyamazmisim, onu anladim.. Minik - minik… Ugras ugras… Bir tarafini duzeltirsin, diger tarafi bozulur… Yok yok.. Boyle seylerin sonucu guzel cikabiliyor, ama yapim asamasi cok sinir bozucu…

3 comments

Nov 24

Alisveris Cilginligi !!

Category: England, London

Christmas yaklasiyor..

Hafta ici, bir sey almak icin M&S’e (Mark&Spencer) gideyim dedim… Iceri girdigimde sasirdim.. Asiri kalabalik.. Millet buyuk bir telas halinde reyonlardan birseyler alip alip, kasalara gidiyor.. Kasalarda uzayip giden kuyruklar… Normalde M&S’e giderseniz, kasalarda cok fazla kuyruk beklemezsiniz.. Oxford Street’teki M&S’ten bahsetmiyorum tabiki… Suttondakinden bahsediyorum… Ozellikle hafta ici sakin olur… Ama biz o gun, hafta ici oldugu halde iceride yurumekte zorlaniyorduk… Zaten o kalabalik yuzunden cok fazla vakit gecirmeyip kendimizi disari attik…

Tabi ertesi gun ancak durumu anladik.. M&S o gun; bir gun sureyle herseyin fiyatini %20 indirmis…

Ekonomik kriz filan lafta kaldi… Urun cesitleri bir anda artti, fiyatlar belki hafifce ucuzladi.. Ve daha bir aydan fazla bir sure olmasina ragmen, herkes alisveris cilginligina basladi… Biraz dikkat ettigimizde; etrafta ellerindeki suslu kutulari veya posetleri zorlukla tasiyan insanlari ara ara gorebiliyoruz artik… (Bu arada duyduguma gore Istanbulda durum bunun tam tersiymis.. Ekonomik kriz canlari calmaya baslayip, alisveris yerleri bosalmis..)

Tabi burdaki alisveris cilginliginda; “aman alisverisinizi son ana birakmayin!” reklamlarinin da etkisi vardir herhalde…

Bu da Argos’un “last minute shopping” (”Aman son dakikaya kalmayin, boole abuk subuk hediyeler almak zorunda kalirsiniz..”) reklami:

(ve asagidaki cartoon’lardan ozellikle ilkine cok guldum… )

Avoid Last Minute Christmas Shopping - Check & Reserve at Argos

 

Fotograflar: cagle.msnbc.com ve www.cartoonstock.com ‘dan…

2 comments

Nov 11

Pazar sabahi bando sesleriyle uyandik

Category: England, London

Poppy

Gectigimiz hafta, sabah trende ise gidiyorum… Farkettim ki, cevreye - insanlara hic bakmiyormusum.. Ya, muzik dinlerken trenden disari bakiyorum, ya da o an okudugum kitabin icine gomuluyorum…

Tren stationlardan birine yaklasti.. Hangi istasyon oldugunu hatirlamiyorum.. Disaridan, yakasinda kirmizi cicek olan takim elbiseli bir tip, trene binmek uzere kapiya yoneldi… “Hmm, o cicek de ne oyle.. Sus yapmis sabah sabah..”  diye dusundum…

Herneyse, aksam is cikisi oldu.. Trende donuyoruz.. Bir ara gomuldugum kitaptan basimi kaldirip, karsimda oturana baktim.. Yakada kirmizi cicek… “aaa, bu sabah gordugum suslu tip sanirim, ama o bunun kadar yasli degildi..” diye dusunurken, basimi saga cevirdim, caprazimda kirmizi cicekli bayan oturuyor.. “Nasil yani, bunda da cicek var..” diye dusunup, butun treni dikkatle inceledim.. O da nesi, trende bir suru kirmizi cicekli dolaniyor, oturuyor, gazete okuyor, muzik dinliyor… :) Yakalara takilan kirmizi cicekler - poppyler yetmemis, toka olarak saca da takilmis..

1. Dunya Savasinda kaybettikleri askerlerin anisina nerdeyse hafta basindan beri kirmizi cicek takiyorlarmis.. Tabi benim bu olayi farketmem hafta ortasini buldu..

Pazar sabahi, biraz daha uyumaya calisirken, bando sesleriyle uyandik.. Brighton Road’dan bir kalabalik bizim evin yakinina dogru geliyor.. Turkiye’de tek tip kiyafetli bando takimlarini gormeye alismis biri olarak, bana en ilginc gelen yani; bando takiminin montlarla yuruyus yapip / calmasiydi.. Sanki sabah uyanip, esofmanlarinin uzerine usumesinler diye montlarini giymisler, ve muzik aletlerini alip, yollara dusmusler gibiydi.. 

Hmm foto filan yok.. Burdaki kilisede yapilan saygi durusuna da katilmadik.. :) Ben bulasik yikamayi tercih ettim o sira…

“Rule, Britannia!” bando-muzigini hemen wikipedia’nin su sayfasina girdiginizde hemen sagda bulabilirsiniz…

(Fotograf: wikipedia)

For further information: http://en.wikipedia.org/wiki/Remembrance_day

No comments

Nov 2

Filmler & Denklemler…

Category: Film Reviews

Note: Bu post The Mist filmi ve Iron Man filmi hakkindadir.. Bastan soyleyeyim, eger filmlerin konusu ve sonu hakkinda bir sey okumak istemiyorsaniz, okumayin bu yaziyi.. Olaylardan bazilarini veya sonunu agzimdan kacirabilirim.. :)

The Mist

Gecenlerde The Mist filmini izledim…
Mist’in ozeti olarak sunu diyebilirim: Lost + Alien = The Mist...

Hani su karanlikk, gizemli bir sis vardir Lost’ta.. Lost’u izleyenler bilirler.. Onu birazcik degistirerek kullanmislar… Yine gizemli bir sisimiz var.. Adi ustunde, “The Mist…”

Filmin ilk baslarinda heh, dedim, iste bu “Modern Lost..” Cunku bir adada degil, bir supermarkette geciyor olaylar..

Sonra olaylarin biraz daha derinlesmesiyle, biraz da icine Alien kattiklarini farkettim..
Lost’taki gizem fazla gelmis olmali onlara… Olaylari biraz somutlastiralim diye dusunmusler.. Lost’taki gibi sis insanlari icine cekip olduremez - cok gizemli.. Sisin icinden canavar ciksin demisler…
Ve ortaya sooole bir Lost ve Alien karisimi bir film koymuslar…

Aynen Lost’daki Jack gibi bir kahramanimiz var.. Neden filmlere boyle kahramanlar koyarlar bilmem.. Lost’ta herkes gidip Jack’a akil danisirdi.. “Bilmem kim oldu, napsak Jack..”, “bilmem kim yaralandi, gelsene bi Jack..” , “Suyumuz bitti, Jack nolcak…” “Ucak dustu, duzelt su durumu Jack..” Ve Jack butun bunlarin nasil duzeltilecegine karar verirdi.. Ve herseyi duzeltirdi.. Ara sira Sawyer’in (filmdeki diger bir karakter) Jack’le dusunceleri uymazdi, ve o Jack’i dinlemez, baska hareket ederdi, ama hep hataya duserdi.. Jack’i dinlemeliydi.. Cunku Jack herseyin dogrusunu bilirdi.. O bizim super kahramanimizdi ! (Bense herkes onun sozlerini dinledikce diziye sinir olurdum.. Herkes kendi kararini versin, neden herseyi Jack’e soruyorsunuz!! diye soylenirdim.. Ama beni de dinlemezlerdi..)

Neyse, filmi birakip, Lost’u anlatmaya basladim ben.. Mist’e geri donelim.. Bu filmdede oyle bir kahraman var.. Herkes ona danisiyor.. Herkes o ne derse yapiyor… Ara sira baska seyler yapmaya calisanlar oluyor, ama onlar kotu adam oluyorlar ! :)

Kahramanimiz “sunu yapin, bunu yapin, isiklari acin, yok yok kapayin, simdi oculer gelecek, camlari kapayin..” diye emirler veriyor.. Supermarkette kapali kalmis herkes onu dinliyor..

Ve ben yine herkes kahramanimizi ! dinliyor diye sinir oluyordum… Hatta sonunda “oculer sizi yemesin diye sizi oldurecegim..” lafini bile dinlediler diye pes diyordum..
Ama son sahnesini oyle bir bitirdiler ki, film tamamen degisti.. Bir anda guzellesti.. Hosuma gitti.. Cunku bu sekilde bitirmeleri sayesinde super kahramanimizin (!) verdigi kararlarin neredeyse hepsi yanlis oldugunu anliyorsunuz.. (Film bittikten sonra sooole bir sure dusununce anliyoruz bunu.. “Isiklari actirip, oculeri supermarkete topladi..” , “Bir kisinin acilarini dindirmek icin bir suru kisi toplayip eczaneye gitti, en az 5-6 kisinin olmesine neden oldu..”, ve su sonundaki malum hata… )

Neyse.. Mist’in denklemi basta dedigim gibi:
Lost + Alien = The Mist…

Bu arada “Song Of The Week” kismina The Mist’ten bir muzik koydum… Bir sure o kalsin bakalim..

———————————————————

Iron Man

Iron Man’i de Dark Knight’tan yola cikarak kisaca bir denklemle ozetleyeyim..
Bruce Wayne(Batman) + Lucius Fox(Morgan Freeman - Dark Knight) = Iron Man…

Yani anladiginiz gibi Iron Man’de aynen soyle dusunmusler.. Ya neden hep super hero filmlerinde bir super hero oluyor, ve onun yaninda, onun zeki bir yardimcisi oluyor (Dark Knight’taki Morgan Freeman gibi).. Bizim yaptigimiz kahraman; hem super zeka, hem de super hero olsun.. Iron Man olsun.. (Yani abartmislar - sacmalamislar..)

No comments

Oct 27

THY’den online ucak bileti almanin inanilmaz kolayligi..

Category: England, Istanbul, London

Sadece bugunku THY maceramizi anlatacagim… Sadece bugunku… 1-2 haftadir olan olaylardan baslayip anlatirsam, hic bitiremem cunku…

Kredi karti ve sifresi elimize gectikten sonra bugun (yine ! ) online bilet almayi denedik THY’den… (Normalde Kredi Karti kullanmadan yasamayi tercih ediyor olmamiza ragmen, Debit kartimizi THY’ye kabul ettiremeyince, ucak bileti alabilmek icin kredi karti cikarttirdik… )

THY’nin sitesinden ucus gunleri, ucus saatini, yolcu detaylari gibi bilgileri gecerek kredi karti ile odeme kismina geldiginizde sizi Is Bankasinin ‘Kredi Karti Sayfasi’na yonlendiriyor.. Ordan kredi karti bilgilerinizi giriyorsunuz, ve para cekiliyor…  

Neyse, bizde THY’nin sitesinde ucus gunlerini girerek baslayip, binbir step’ten gectikten sonra kredi karti detaylarina geldik… 1-2 haftadir suren kararsizligin ve problemlerin ardindan, kredi karti sayfasina gectigimizde “Oh, Be!” aliyoruz artik diye dusunduk… Ama yanilmisiz! Farketmedik… Kredi Karti sayfasina gectigimiz an, artik bugunku “THY problemleri” miz basliyormus !

Kredi Karti detaylarini girdik.. Okeyledik… “Da dannn, buyrunuz burdan.. 500 - Internal Server Error” diye bembeyaz sayfa acildi.. Sayfa patladi… Noldu simdi, ne yapacagiz, yani cekti mi parayi, aldik mi diye dusunurken, evet evet, bir kac kez refresh cektim sayfaya itiraf ediyorum.. Ama her seferinde o; parayi cekmeyecegim iste, size booking kodu vermeyecegim iste diye 500 hatasini gostermekte israr etti… Bir-iki kez bizi heyecanlandirip, aciyormus gibi yapip, yani biraz bekletip, sonra 500 hatasini verdi… Is Bankasi kredi karti cekim sayfasini hic mi kontrol etmiyor ??? Aslinda en mukemmel calismasi gerektigi halde bu kadar bug’li olan sayfayi  nasil online tutabiliyor ??

Kredi Kartinin transactionlarina baktik… Herhalde 3-5 kez paranin cekilmis oldugunu goruruz diye dusunurken.. Hic bir sey gorunmuyor.. Herhalde alamadik diye dusunduk…

Ve tekrar deneyelim diye dusunup, tummm o islemlere yine basladik! Gunleri seciyorsunuz, saatleri seciyorsunuz, yolcu detaylarini giriyorsunuz, adres detaylarini giriyorsunuz, filan filan… Sonra koltuk seciyorsunuz.. Ama o da ne! Bizim az once sectigimiz koltuklar dolu!! Bombos ucakta bir bizim koltuklar dolu!!

Ne yani, biraz once kredi kartindan cekmediyse, koltuklarimiz neden dolu? Ne bicimmmm yazilimmm bu.. !

Bari THY’ye telefonla bu durumu soralim diye dusunduk… Londra subeleri pazar gunu olmasi nedeniyle kapaliymis… Istanbul subelerini aradik… Londradan ariyoruz, Istanbula gidis - donus bilet almaya calistik internetten diye butun durumu Istanbul subesindeki gorevli bayana anlattik… O gunku ucakta bizi gorup goremedigini kontrol etti.. “O gunku, saat bir ucaginda…..” sonucu soylemeye basladi… Ardindan sessizlik… Telefon koptu… Olacak olacak, bu sefer olacak… halledecegiz artik bu durumu diye kendimizi sakinlestirerek, tekrar Istanbulu aradik… Ayni bayan cevap verdi.. Ama durumu hatirlamiyormus, tekrar anlatmamizi istedi… Dustu, basini bir yere carpti, hafiza kaybina ugradi, telefon da o sira kapandi diye dusunduk… 

Neyse, bizim ismimizde kimseyi gormuyorlarmis o gunku ucakta.. Peki sectigimiz koltuklar nasil dolu dedik.. “Belki biri almistir o sira..” Evet… bombos olan ucakta, benim iki islemim arasindaki maximum yarim saat surede, giderken sectigim koltuklari, ve donerken sectigim koltuklari (ikiside farkli yerler), aynen benim gibi dusunup birisi aldi oyle mi? (Ve sadece o koltuklari aldi.. Birtek onlari..) Ne tesaduf… “Peki o koltuklari siz dolu goruyorsunuz degil mi?” dedik… Yetkileri yokmus hangi koltuklarin dolu oldugunu goremiyorlarmis… Nasil yani.. O zaman internet kullanicilari, THY’nin subesinde calisan elemanlardan daha yetkililer, cunku ben bir ucakta hangi koltuklarin dolu olup olmadigini gorebiliyorum…

Neyse, telefonu kapatip, birkac kez daha denemeye calistik… Yok yok… Bu sefer kredi karti kismina gelemedik bile… THY’den gunleri sectik..  Sayfayi ilerlettik.. Sayfa patladi… Da dannn.. Alin size baska ekzantrik hatalar… Bende hata cokk var… Yeterki siz refresh cekin… Tekrar deneyin…

Browseri kapatip, tum cachi temizledik… Merak ediyorum.. Normal bir internet kullanicisi boyle bir hata ile karsilastiginda nasil giderebilirdi acaba? Sonucta cachi temizlemek gibi bir seye girisecek kadar biliyor olamazdi.. THY’nin butun bu buglara gore sayfasini duzenlemis, test etmis olmasi gerekmezmiydi?

Sonra bir daha denedik… Bu sefer kredi karti bilgilerini girebilecek kadar ilerleyebildik… Binbir kez kontrol ederek kredi karti bilgilerini girdik… “Lutfennnn Internal Server Error” verme diye dua ederekten okeyledik.. Mavi bir sayfa acildi… Biz “oleyyy, bu sefer o beyaz internal server sayfasi gelmedi, oldu bu is ! ” diye sevinc cigliklari attik…

Yokk, yok olmadi ama… Thy’de problemler biter mi? O bos mavi sayfa hep bombos bir mavi sayfa olarak kaldi… Asagidaki statusu da “waiting” olarak durdu… Hicbirsey acilmadi… Para filan da cekmedi.. (Diye umuyoruz.. Cunku bize yer vermedi!! )

Vacgectik… THY’den… Belkide ucagin bombos olma nedeni budur… THY’nin bilet satasi yoktu.. Bizim de alasimiz kalmadi…

1 comment

Oct 22

Dadannn.. Artik what3ls3′e uye olabilirsiniz…!

Category: Misc

Bir suredir sirkette, sirketin Bloguyla ugrasiyordum…

Bloglara neler konulabilecegi hakkinda baya bir bilgileri var.. Onlar soyledikce, ben “aaa, bunu hic dusunmemistim, kendi bloguma neden boyle birsey koymuyorum..” diyordum kendi kendime..

Yani baya birsey ogrendim, bloglarda ne gibi seylerin olacagina dair…

Ve iste bunlardan bir yenilik, ugrastim, ve bloguma sonunda “uye olma”‘yi ekledim… Daha test asamasinda sayilir…

Hemen sagda ! Boylece uye olabilir, ve ben yeni yazi yazdigimda mail alabilirsiniz…

(Evet evet, Betul, bu fikrin aklima gelmesinde senin de etkin var tabi.. Itiraf ediyorum..)

2 comments

« Previous PageNext Page »