HLL was here…

Notes from London…

Archive for March, 2009

Sacmaliklar Dunyasi…

March 19th, 2009 | Category: Uncategorized

Cok sinirliyim… Neyse, konuyu anlatayim…

Bundan seneler once, belki 4-5 sene once yazmis oldugum bazi yazilar var… Herkesin girip cesitli denemeler yazdigi bir siteye… Yok ismini soylemeyecegim… Zaten benden baskasi da bilmiyor yazilari… Neyse, zaten konu bu degil…

Benim managerin Oxford’da olmasi nedeniyle, isyerinde biraz rahat takiliyorum bugun…

Belki bir senedir girmemisimdir o dedigim siteye, simdi oylesine bir bakmak icin girecegim tuttu…

Ve bir sacmalik daha yapip, yazilarimin birinden bir cumle alip, google’a arattim… Tahmin edin, ne buldum… 2 yerde cikti; biri benim koydugum yer, biri de baska bir blog.. Yani birisi kendi blogunda benim o yazimi aynen kendi yazisi gibi yayinlamis!! Ve bir suru yorumlar yapilmis filan filan… Ben de bir suru yorum yazdim… Yazinin calinti oldugunla alakali… Tabi buyuk ihtimal approve etmeyecektir yazdigim yorumlari..

Sonra herhalde bir tek bu yaziya olmustur bu olay diye dusundum… Ama sonra merakima engel olamayarak, baska bir yazimdan bir cumle alip, arattim… 45 yerde cikti.. !!! Herkes kendi yazisi gibi oraya buraya kopyalamis yaziyi.. !! Hatta biri abartip, benim yazdigim duz yaziyi; siir gibi antoloji.com’da yayinlamis!!!  2004 yillarinda yazdigim yazilar unlu olmus haberim yok… Ne yapabilirim bu konuda, nasil engelleyebilirim bilmiyorum…

Sacmaliklar dunyasinda yasiyoruz.. Baskasinin yazisini kendi yazisi gibi yayinlayinca, yayinlayan ne anliyor bundan bilmiyorum… Hele birde pek cok kisi “yazin cok guzel olmus!” diye yorum yapinca; yayinlayan kisi “heheh, benim yazdigim begenildi.” diye tatmin oluyormudur?

Yok yok, digerlerini hic aratamayacagim…

 

PS: Imla hatalarini gormezden gelin, buyuk bir kizginlikla yazildi bu post.. ;)

(Fotograf: Misha Gordin)

11 comments

London Bridge…

March 18th, 2009 | Category: Uncategorized

Bundan 1 sene kadar once.. Gecen sene Ocak ayi.. Yani bir seneden de fazla bir zaman once…

Bir otelde kalip, bir hafta icinde ev kiralamaya calisiyoruz… Bir gun bu emlakci meselelerinden bikip, bu gun de gezelim diye dusunduk…

Elimizde tren haritasi… Nereye gidebiliriz diye bakiyoruz… Baktik, baktik… Sonra hmmm, London Bridge’in ismi guzel gorunuyor, oraya gidelim dedik… Zaten Kemalle biraz da aliskiniz hakkinda hicbirsey bilmedigimiz bir ulkede avare avare dolanmaya, gidilecek yerlere bazen isimlerinin guzelligine gore karar vermeye…

Belki yazmisimdir daha once bilemiyorum, ilk buraya gelisimizde Heathrow’dan, ucaktan inip, otobuse bindikten sonra, sofore, bize Sutton’a gelince haber verirmisiniz demistik.. Otobus normal bir sekilde gidiyor, iste duraklarda duruyor, yolcular inip biniyor filan filan.. Sutton’a geldigimizde sofor arkaya dogru Sutton! diye bagirmisti.. Hatta millet biliyoruz zaten buranin Sutton oldugunu, neden simdi soyluyor diye garip garip bakinmislardi… Bizi bavullarla inerken gorunce anlamislardir herhalde…

Neyse, nerden geldim buraya bilmiyorum, ben London Bridge’den bahsediyordum… Ismini begenip, London Bridge’e gelmistik.. Ve buzz gibi sogukta London Bridge’in yakinindaki bir Starbucks’a siginmistik… Tabi nerden bilelim, London Bridge’in turistik mekan degil, is merkezi oldugunu… Starbucks’ta bir suru takim elbiseli - ellerinde evrak cantalariyla veya notebooklariyla oturan tipler gorunce biraz anlamistik durumu tabi..

Bu ara Londra bahar havasi yasiyor… Gecen gun, ogle tatilinde London Bridge ve Tower Bridge arasini buyuk bir turist kalabaliginin arasindan yurudum… Zaten ordan geldi butun bunlar aklima..

4 comments