Archive for December, 2008
Gravesend…
Christmas gezisinin fotolarini eskiler bitmeden koymak istemiyorum.. Ve onun icin bu ara bol bol eski gezi fotolarini koyuyorum…
Bu; Christmas’tan once Gravesend diye Londranin dogusunda olan sehirlerden birine yaptigimiz minik bir gezinin fotograflari…
Bir onceki (Winter-Wonderland) fotograf formati konusunda elestiri aldigim icin (fotograflara rahat bakilmadigi konusunda), bu fotolari eski formatta koymaya devam edeyim dedim…
Winter-Wonderland’in formatini da firsat bulabilirsem bir ara degistiririm…
Neyse.. iste Gravesend civarlarina yaptigimiz minik gezi;
Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..
Winter Wonderland…
Eskilerden kalan, bir turlu firsat bulup ekleyemedigim Winter Wonderland resimlerini koyayim dedim…
Aslinda cokkk eskilerden de degil… Hydepark / Winter Wonderland’e gitmistik, Christmas’tan once…
Hani su sehir sehir dolasan sirkler olur ya, gidip bir kasabaya kurarlar, bir sure orda kalir… Ve “bizim kasabaya sirk geldi! ” olur..
Iste bizim sehre de lunapark geldi… :) Christmas nedeniyle, Hydepark’e Aralikta Winter Wonderland kuruluyor.. Yani Lunapark… Donmedolabi , carpisan arabasi filan filan her turlu ivir ziviri var.. Bir de en onemli ozelligi, buz pateni pisti var…
Neyse iste ondan fotograflar…
Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz.. (Eski formata cevirdim…)
Hint Usulu…
Bu aralar baya baya hint yemeklerine sardik… Buralarda pek cok Hintli yasiyor ve marketlerde filan pek cok hint usulu yiyecek bulabiliyorsunuz…
Bir de ozellikle bu hint yemekleri - neden bilmem - Christmas zamanlarinda fazlalasmaya basladi.. Morrisons’ta kendimi engelleyemiyordum, bunu da alcam, hmmm bu da guzel gorunuyor, hmmm bunda 2 tanesi su kadarmis mis mis mis diye 3-4 kutu hint usulu yiyecekleri almaya calisiyordum..
Yok, ama hala acilarina alisamadim… Kendimi engelleyemeyip, acili olanlarindan da illa denicem , illa denicem diye alip, sonra Kemali “bunlar aci cikti (!)” diye onlari yemek zorunda birakiyordum… Acilari oyle boyle degil, bizim Turk usulu yemeklerdeki acilara filan benzemiyor… Bilmem, belkide ben abartiyorumdur, sonucta Turk acili yemekleri de yiyebildigim soylenemez..
Neyse, ben konuya doneyim.. Aslinda aklimda pek cok konu var.. Buraya yazmam gereken… Ozellikle bu Christmasa dair… Ama once baya bir suredir bekleyen bu yaziyi bitirmeliyim… Christmasi onumuzdeki gunlerde anlatacagim…
Bundan baya bir sure once - develer tellal, pireler berber iken - burdaki Hintli bir arkadasimiza gitmistik… Bizim Hintli yemeklere sarmamiz o zamanlarda basliyor sanirim… Butun Hintli bayanlar bu kadar beceriklimidir bilmiyorum ama, bir birinden farkli cesitlerden hangisini yiyecegimizi sasirdik…
Fotograf makinami gotursem, birkac fotograf koyabilirdim.. Ama malesef hic bir fotograf yok.. Onun yerine internetten buldugum tariflerdeki resimlerden bakabilirsiniz.. Aynisi olmasa da yediklerimize en benzer olanlari koydum…
Starterlar olarak bhaji (pakoda).. Yumurtali bir karisima bulanmis cesitli sebzelerin karisimlari demek oluyor.. Bize baby corn, onion,potato ve spinach olanindan yapmislardi… Bunlar cok guzel oluyor… Ortaya kocamann bir starter tabagi geldi, ve aninda kapis kapis bitti… Burda bir spinach pakoda’nin resmi ve tarifi var…
Papdum; Bu starter - ana yemek arasi bisii.. :) Biraz farkli bir chips… Kocaman… Ve yararlimiymis neymis.. Morrisons’ta da satiliyor… Arkadaslardan ogrenip, Morrisons’tan da almaya basladik… Onlarin yaptigi sadeydi sanirim.. Morrisons’ta bir herblisi, bir de acilisi var.. acili olani guzel degil… Bunda tarif marif yok, ama resmine burdan bakabilirsiniz…
Ana yemeklere geceyimmm; ana yemek degil, yemekler diyorum.. (!)
Mattar paneer; Bu peynir ve bezelye ile yapilmis bir cesit yemek… Ama dikkat chilli !! Cok yaklasmamak gerek… Benim gibi illa tadicam da tadicam diyorsaniz, catalla; suyunu suzdurup, bezelye ve peynirlerinden yiyebilirsiniz.. Yemegin suyundan yemek cokkk tehlikelidir.. Heh illa da tarife bakicam diyorsaniz, iste burda da tarifi.. (Bizim yedigimize benzer gorunuyor ama aynimidir bilmem…)
Anda curry; Icinde yumurtalar butun butun olan bir yemek… Koyu bir suyu vardi… Icinde ne oldugunu filan bilmiyorum ama, burdaki yemege benziyordu.. Ama aynisi degil… eminim… Ancak benzerini bulabildim… Ve bu da chilliii !! Hatta mattar paneerden cok cok daha chilli!
Raita; Bildiginizzz Turk cacigi.. :)
Daal; Bu aralarindan en hatirlayamadigim… Sooyle bir tarif buldum.. Ama bundakinden daha koyu idi sanki…
Pickel; Bunun ne ne oldugunu, ne de tadini anlayabildim… Cunku agzima bir lokma attigim gibi oksurmeye basladim… Ve gecenin devamini oksurerek gecirdim.. :) Herhalde benim kadar problemlisiyle de karsilasmamislardir… Starterlardan sonra, ana yemeklerin cogunu, ay bu aci, ay su aci diyerek gecirdim, ve caktirmamaya calisarak Kemalin tabagina aktarmalar yaparak… (cogu anlasildi ama…) Neyse ama, Pickel butun gece boyunca aramizda -changes color- olarak anildi… Cunku Kemal de agzina attigi kocamannn bir lokmadan sonra kipkirmizi olmustu… Hehh iste burda da Pickel konservesi resmi…
Birde onca acidan sonra; dondurma ve Gulab Jamun diye birsey geldi ki… Harikaydi.. Bizdeki Kemalpasaya benzer bir tatli… (Yani acisi cok olmayan -yani yiyebildigim- hersey cok cok guzeldi… ) Iste burda da Gulab Jamun resmi…
Bilirsiniz, Turkler genelde yemegi firindan yeni cikmis ekmekle yerler… (icinin neredeyse hala hamur halinde olanlari ve el yakanlari daha makbuldur..) Gecenlerde TFC’ye gittigimizde sansimiza bu sekilde olan yeni gelmis Turk pideleriyle karsilastik… Ve eve bile gelmeden, “aynennn Istanbuldaki gibi.. sicacik !!” sozleri esliginde pideyi kuru kuru arabada yariladik.. :) Neyse, konulari karistiyorum… Ben Hintli arkadaslara doneyimm…
Hintliler de ise durum biraz daha farkli… Tahmin edebileceginiz uzere, yemegi ya yaninda rice ile (pilav) ya da chapati ile yiyorlar… Biz hint yemelerine sardik diyip duruyorum ya, bir tek yemeklerine degil, chapatilerine de sardik.. Ilk arkadaslarda yedigimizde, ben “bunlar babaannemin katmerleri gibi!!” sevinc cigliklari esliginde yemistim… Ondan beri Morrisons’tan ara ara chapati alip, ekmek yerine onu yiyoruz…
5 commentsI want MY son!
Bugunku Coffee Break’ten sonra, birkac birsey satir karalayayim dedim…
(Hmmm, bu Coffee Break’te neyin nesi diyenlere.. Sayfa tasindi…)
Herneyse, gecen arkadaslarla “Burn After Reading”‘te oldugu gibi ani sayilabilinecek bir kararla “Changeling” e gittik…
Bu aralar sinemada iyi filmler secip gidebiliyorum.. Kendimle gurur duydum.. :P Ara ara oluyor bazen, bir ara surekli alakasiz filmler seciyorduk, sonra “aggghh berbatti..” diye soylene soylene cikiyorduk sinemadan… Bu aralar iyi tercihler yapiyoruz..
“Burn After Reading”in uzerinden baya gecti.. Birsey yazamadim… Ama oldukca iyiydi.. Zaten Brad Pitt alip goturmus filmi… Ocean’s serisindeki rolunden cokk farkli bir rolde burda.. Tamamen farkli bir rolde.. Hafif saf bir Amerikali genci canlandiriyor.. Karizmatiklikle uzaktan yakindan alakasi yok, ara ara aptalca hareketler yapip gulduruyor.. Cok ahim sahim bir konu yok.. Oyuncular icin izlenecek bir film.. Zaten onlarin yaptigi rol yetiyor.. Konuyu da abartmis olsalardi, cok fazla gelirdi filme.. :) Seviyeyi iyi tutturmuslar yani.. Gulumseyerek izliyorsunuz… George Clooney’in bir parktan kacis sahnesi varki.. Super… Filmin en iyi sahnelerinden biri bence.. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film… Minik, anlamsiz bir olayin, buyuyup buyuyup bir suru olaya neden oldugunu goruyorsunuz…
Changeling cok daha farkli bir film tabiki… Gitmeden once bir yerlerde okumustum, bir mahkeme sahnesi varki, uzatmislar cok, ve sIkIci olmus film diye yazmislardi… Bunlari nerde okudugumu unuttum ama, kim demisse yalan soylemis… Nerdeyse 2.5 saatlik filmdi.. Ve izlerken hicccc sIkIlmadim… Angelina Jolie her gecen filminde daha iyi bir oyuncu oluyor… ve baska seyleri birakip, oyunculugunu sergilemeye agirlik veriyor..
Gitmeden once filmi duz drama zannediyordum, ama olaylar biraz daha polisiyeye donuyor sonlarina dogru.. Filmin gercek bir olaydan esinlenmis olmasi, filmin cok daha oturakli bir film olmasini sagliyor, ve acik birsey kalmiyor.. Film 1928-1935 seneleri arasinda geciyor.. O yillari cok iyi yansitmislar filmde..
Hmmm bu arada Angelina Jolie’nin kiyafetlerine bittim.. Ozellikle sapka ve eldivenlerine… Film boyunca cesit cesit sapkalar takip, cesit cesit eldivenler giydi… Neden oyle eldivenler uretmiyorlar ki? Yine moda olsun!!
Neyse, bu yazida hicbir konuyu agzimdan kacirmadim sanirim… :) Iyi geceler…
No commentsKisa kisa…
Aklimda kalan birkac seyi unutmadan yazayim dedim…
Christmas treemizi susledik…
Bugun sirkete giriyorum… Giriste artik her yerde / her sirkette / her vitrinde olan cam agaclarindan var… Buraya kadari normal… Tam cam agacinin yanindan gecerken, megersem cam agacinin bizim sirkete ozel duzenlenmis oldugunu gordum… Boyle minik minik susler asarlar ya cam agacina… Bizimkiler de kendilerine gore suslemisler… Bizim sirketin promote ettikleri urunleri, agacin her tarafinda asiliydi… rengarenk posetler icinde… ve komikti…
Ogle arasi kosu / dusu..
Yok yok.. Ben oglen kosu yapacak kadar abartmadim daha… Bir ara, gecen haftalarda (rahatsiz oldugum icin..) cikip baya uzun sureli yuruyusler yapiyordum ogle tatillerinde… Ama o kadarla kaldi… Sonra biraktim zaten…
Neyse asil anlatacagim seye doneyim.. gecen sirkette oturuyorum… Ogle tatili… Baktim bizim calisanlardan biri esofmanlari elinde, gidiyor.. Az sonra uzerini degismis olarak dondugunu gordum.. Ve kosuya cikti.. Buraya kadari hani normal.. Spora baya dikkat ediyorlar sonucta… Sirketler de zaten bu yonde yardimci oluyor.. Tesvik ediyor.. Sabah ise bisikletle gelenler icin filan uzerini degistirme kabinleri / dus kabinleri filan varmis..
Neyse.. Ogle tatili bitti.. Bizim arkadas dogal olarak epey bi terlemis geldi.. Ve havlusunu (!) alip dusa gitti… Az sonra saclarinda havlu olaraktan, gelip calismaya devam etti… Bilmem.. Bana baya ilginc geldi… Caprazinizda bir calisan, basinda havlu, bilgisayar basinda calisiyor… Tam aile sirketiyiz.. :P Kendimizi evimizden calisiyormus gibi hissettiriyorlar, saolsunlar…
Kurbanimiz geldi.. :P
Kurban bayramini bitirdik… Kemalin bayram boyunca kurban eti yiyemedigine dair sizlanmalari sonuclandi.. Ve dilekleri kabul olup, kurban etimiz bayram sonunda geldi.. :P
Sirketten daha dogru duzgun sohbetimin bile olmadigi bir arkadas (isminden baska birsey de bilmiyorum hakkinda ve ayni katta bile degiliz zaten.. :) ), “Hilal biz burda kurban kestik, sana da biraz et getirdim” diye bana bir poset et verdi… Saolsun, sayesinde kurban eti yemeden gecirmemis olduk bu bayrami.. Tabi en cok Kemal sevindi.. :P Sasirdim… Cok hosuma gitti…
Aslinda aklimdan pek cok sey gecti buraya yazmak icin, ama simdi uzatamayacagim… Biliyorum cok duz yazilar oldu bunlar.. Unutmamak icin kenari yazmak istedigim kisa kisa haberler olmus oldu… Ve benim uykummmmmmm geldi…
Cok daha uzunnn bir hikayem var ama, o daha sonraya insAllah…
1 commentIs’te hayat bu…
Gecenlerde bir arkadastan, son zamanlarda en cok guldugum maillerden birisini aldim…
Super yapmislar… Is hayatimizin, aylar - seneler icerisindeki degisimini anlatiyor…
Kesin daha once gormus olanlar vardir… Ama paylasayim dedim..
Ise yeni baslayan;

Stevie Wonder dinliyor… Isteki ilk gun ve hersey yolunda…
—————————————————
3 ay sonra;

Daha hareketli bir muzik dinliyor, cunku cok mesgul…
—————————————————
6 ay sonra;

Heavy Metal dinliyor… Cunku is sabah 8de baslayip, aksam 8de bitiyor…
—————————————————
9 ay sonra;

Hip hop dinliyor… Stresten ve hareketsizlikten ve cok yemek yemekten sismanladi, ve kabizlik cekiyor…
—————————————————
1 yil sonra;

Rep dinliyor… Gozleri segiriyor, stres kahve kafein hayatini curuttu..
—————————————————
Ve nihayet 2 yildan sonra;

Techno dinliyor… Cunku is hayatinin ona getirdiklerinden kafayi siyirdi…
1 commentBloga kar yagdi…
Baktim burda kar yagacagi filan yok… Bloga kar yagdirdim…
Yeni header hakkinda commentlerinizi bekliyorum… Bakmayin oyle durduguna.. Ben cok ugrastim! Grafik tasarim filan okuyamazmisim, onu anladim.. Minik - minik… Ugras ugras… Bir tarafini duzeltirsin, diger tarafi bozulur… Yok yok.. Boyle seylerin sonucu guzel cikabiliyor, ama yapim asamasi cok sinir bozucu…
3 comments
favorilere ekle..
