HLL was here…

Notes from London…

Archive for February, 2008

Kutuphane Gunleri…

February 26th, 2008 | Category: Uncategorized

Yine kutuphaneye geldim internet icin…

Bugun Londraya gittik… Police registration icin…. Bana “What r u doin here?? ” dedi kapidaki gorevli… Polise register olmama gerek yokmus… Bosu bosuna telas icerisinde tren ve metrolarda surunmusuz megersem…

Hafta ici ve sabah tren + metro yapmak zorunda kaldigimiz icin, is saatinde Londraya gidisin de nasil yogun oldugunu gormus oldum… Victoria’da trenden indik… Ben station’in ortasinda durmus nerden metroya binecegiz diye bakiyorum… Yuzlerce insan sagimdan, solumdan, arkamdan, onumden cesitli yonlere kostura kostura geciyor… Komikti…

Bu arada evet o saatte gittiginde trende de ayakta kaliyorsun ama, metro en kotusu… Burnun kapiya yapisarak gidiyorsun… :)

Gectigimiz ctesi yine evin ihtiyaclari ile ugrastik… Pazar da Londraya indik… St. James Park’a gittik…. Gordugum kadariyla Hyde Parktan cok daha guzel bir yer… Bazi fotograflar cektim… Onlari koyacagim insallah… Unutmazsam, ve duzenleyebilirsem…. Pazar gunku gezi hakkinda cok birsey soylemeye gerek yok, fotograflar zaten anlatacaklar… Sadece oldukca fazla yuruduk, dolastik, ve yorulduk….

Bu arada sonunda ben de bir telefon hatti aldimmm ! Vodafone’dan… Debit card mard istemediler… Alabildim… Kemalle aramizda ucuza konusabilmek icin bir hat daha aldik… Tabi olmaz oole.. Istanbulda alismisiz… Tek hatla olmaz… Cifter cifter hattimiz olcak… En azindan bende bir tane var simdilik… Kemale o hatti alirken Istanbuldaki adresi de sordular… Adresi yazip verdik.. Sisli’yi gordu gorevli (Bernard), “Whats that?” dedi… Ben “County” dedim… Ok dedi… O sira Kemal konusmayi takip etmemis, “No, no… Country is Turkey..” dedi… Cok gulduk her beraber…

Bugun TV geldi eve sonunda… Daha dogrusu TV diil, TV-Usb Card… Yaklasik 15 civarinda kanal cekiyor… Ve bundan daha fazla da radyo… Acildigi gibi takildim kaldim basinda… Uzun suredir seyretmemisim ya… Bir de “aaa ne guzel anliyorum, aa ne guzel anliyorum…” diye dusunurken saatler geciyor…

Istanbulda boyle diildik.. 3 ogun yemek yiyoruz artik… Kemal de oglenleri eve geliyor yemege… Iyice duzene girdi hayatimiz… Yemekler ne cabuk bitiyor ! Her gun bisiler yapmak zorunda kaliyorum… aaa, bu arada tuz aldik… Babama duyrulur.. :)

Dun ne alsak diye markette dolasiyoruz… Sebze kismina bakiyorum.. Nerdeee bizim sebzeler dogru duzgun sebze yok… Neyse orda bir yerde patlicanlari gordum… Hemen gittim.. Tane tane posetlemisler.. Tanesi 1 pound.. Yani su anki ytl karsiligi 2.5 ytl… Cokk pahali…

Ondan sonra baklagillere bakalim dedik.. Pirinc buldum… Bizim bildiginiz Turkiyede pirince organic pirinc demisler ve iki kati fiyatina satiyorlar… Bunda belki yaniliyorumdur ama benim baktigim markette oyleydi… Belki degisen yerler vardir..

Neyse bugunluk bu kadar… Bir dahaki kutuphane yazisinda gorusmek uzere.. Hoscakalin…

No comments

Kutuphanedeyiz…

February 23rd, 2008 | Category: Uncategorized

Kutuphaneye geldik… Beles internet kullanalim diye… Birazdan Londra merkeze gidip biraz turlamayi dusunuyoruz…

Karsimizda oturan 2 kucuk siyah cocuk (buyuk ihtimalle kardesler) var… Ders calismaya gelmisler ama sadece geyik yapip kiriliyorlar…

Bayadir yazmaya vaktim olmadi… Carsamba gunu Ingiltereye geldim… Geldigimden beri market ve ev arasinda kosturuyorum… Bir suru alinacak var… Onlari halletmeye calisiyoruz… Ve evi temizlemeye… Ellerim camasir suyu kokuyor iyice… Bir sure de boyle devam edecek gibi…

Gectigimiz persembe gunu de Kemalle markete gitmistik.. Ne yapsak bu aksama diye dusunurken bari makarna yapalim dedik… Hem alinmasi gereken malzeme az, hem de cabuk olur… Marketten sonra da Sydenham’a gitmeyi dusunuyorduk, Kemalin arkadasina biraktigi bavullari almaya… Tencere, makarna, sos filan alip marketten ciktik.. Tuz almayi unuttugumuzu farkettik… Neyse, Sydenham’a giderken aliriz diye dusunurken, gec oldugu icin gitmekten vazgecip eve donduk… Tuzsuz yani oldukca saglikli bir makarna yedik… Babama duyrulur.. :)

Eve gelmisiz makarnayi yapiyoruz, tabi Kemal butun paketi tencere icine bosaltti, bu sefer de tasan makarnalarla ugrasmak zorunda kaldik… Tam yemege oturuyorduk ki, aklimiza almadigimiz bir diger sey geldi… Tabaklar !! Neyse tencereden yiyelim dedik… Ohh.. Tencereyi ortaya koyup, yemeye basladik… Bu arada marketten bize yakin olur diye bir Greek yogurdu almistik… Yok bize filan benzemiyor yogurtlari… Tatsiz, tuzsuz birsey…. Yogurttan cok kremaya benziyor…

Yogurtla yemek istedik, tabi tencerenin icine yogurt bosaltmak olmaz… Kemal tencere kapagini aldi.. Ohhh tutacakli tabak diye ona doldurdu ve ondan yemeye basladi… Tamam tutacakli tabak ama, masada durmuyor.. Bir elinizle tabagi tutarken bir elinizle de yemeye calismaniz gerekiyor… :)

Maceralarimizdan daha cook yazarim…  Artik yavas yavas eve yerlesmeye basladik…

Ama bu yaziya sonra devam edeyim, notebookun sarji bitiyor… Ve bu Ingilizlerin yollari gibi herseyleri ters, prizleri bize uymuyor.. Ve yanimiza adaptor almayi unutmusuz…

Hatta uyari verdi bile… Birazdan bilgisayar kapanir…

No comments

Istanbul’da Son Kar…

February 17th, 2008 | Category: Uncategorized

Istanbuldayım bir suredir… Heryerde kar var…

Dediklerine gore bu, bu senenin son karıymış…

Dısari cikamadım ama, bunu kacirmayayım diye 2 foto cektim… Onlar gelsin buraya…


Last Snow In Istanbul albumune soldaki fotografa tiklayarak ulasabilirsiniz.. (Sonradan disari cikip cektigim bir fotografi da ekledim..)

No comments

Somebody’s me…

February 08th, 2008 | Category: Uncategorized

You, do you remember me?
Like, I remember you?
Do you spend your life, going back in your mind to that time?
Cause I, I walk the streets alone,
I hate being on my own, and everyone can see that,
I really fell, and I’m going through hell.

Somebody wants you,
Somebody needs you.
Somebody dreams about you every single night.
Somebody cant breathe, without you it’s lonely.
Somebody hopes that one day you will see, that somebody’s me.
That somebody’s me…..

(enrique iglesias…)

baska birsey daha yazamam….. olmaz….

1 comment

6. gun…

February 01st, 2008 | Category: Uncategorized

Dun Kemal bir is teklifi aldi… Cheam’deki bir kebabci istersen haftasonlari burda calisabilirsin dedi…

Bu arada ev aramaya devam… Bastan ev arama islerinde bazi hatalar yaptigimizi farkettik.. Bu kadar gecikmemize o hatalar sebep oldu… Foxtons… Bir daha oraya yaklasmayiz bile herhalde… Sutton civarini yeni arastirmaya basladik…

Pek cok kisi Croydon’u arastirin diyordu.. Orda cok turk var diye… Sonra birkac kebabcidan oralar pek guvenli degil diye duyduk… Sooole bir kolacan etmek icin West Croydon’a gittik… West Croydon otobusunde de baya bir komedi yasadik.. Sutton’da otobus duraginda bekleyip, West Croydon otobusu geldiginde bu otobus West Croydona gider mi diye sorduk, yok karsiya gecin ordan binin dedi, karsiya gectik, bekledik… Sonra otobus geldiginde Kemal yine binip bu araba West Croydona gider mi diye sordu… Bu arada sofor ayni soformus.. :) Tip tip bakmis.. Tabi bu kadarla bitmedi bizim West Croydon maceramiz, West Croydon’a yaklastigimizi dusundugumuz zamanlarda, ayni sofore West Croydona geldik mi ne zaman gelcez diye sormaya devam etti Kemal.. :) Sofor birseyler demis Kemal anlamadigi icin tekrar tekrar sormaya devam etmis.. :) :) En sonunda sofor West Croydona geldigimizde kapiyi acip, ayaga kalkip, kabininden disari cikip, “This is West Croydon, you can get off now..” diyerek bikmis bir sekilde bizi indirdi.. :)

1 saat filan kaldik oralarda… Biz emlakciyla sozlesmistik oradaki bir evi gorecegiz diye… Evin onunde buluscaktik… Eve sooyle bir bakip geri donduk… Emlakciyi beklemeden… :) Dedigim gibi herhalde 1 saat filan kaldik West Croydon’da 1 saat icinde gordugumuz insanlarin %70i zenciydi, ve en az 3 kez siren duyduk… Ve vazgectik… Bizim sirinnn kasabamiz Sutton’a geri donduk.. :)


Burada ilk hafta icerisinde Sutton’da cektigim Sutton’dan birkac resmi soldaki resme tiklayarak gorebilirsiniz…. Sutton civarindan sokak manzaralari…

Artik otelde resepsiyondaki Afrikali gorevli Kemal otelden iceri girdiginde bize “Hello, my friend…” diyor.. :)

Bir de bugunku Sutton’daki emlakci maceralarimizdan bir sey anlatiyim, butun emlakcilara girip detay birakiyoruz, iste isim telefon numarasi filan… Hani birsey ciktiginda bizi arasinlar diye… Yine bir emlakciya girdik… Ordaki kiz gayet sevimli birsekilde yanimiza yaklasti, kiralik ev aradigimizi soyledik, ve “ok, can i get your details now..” Kemal de gayet cool bir sekilde “No..” dedi.. Kiz afalladi.. :) Yanindaki adam “would you expect this answer?” dedi ve kahkaha atti… Tabi Kemal sonradan durumu anlayip, duzeltti… :)

Aslinda bu postun adi, “6. gun” degil, “Kemalin bir gundeki maceralari” olmaliydi… Bundan cok daha fazlasi var.. Ama simdilik bu kadar… :)

No comments