Archive for the 'London' Category
Christmas & NewYear in London…
Christmas ve yeni yilda cektigimiz fotograflardan elemelerim sonucunda kalan cok fazla birsey olmadigi icin ayni album altinda toplamaya karar verdim…
Christmas’ta Thames nehri kenarinda ve Oxford Street civarlarinda cektigim fotograflar var… Ve Trafalgar Square’da…
Yeni yilda, London Eye’daki isik gosterisinde cekilen fotolar ise Kemal’e ait..
Iste Londra’a Christmas ve yeni yil;

Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..
Winter Wonderland…
Eskilerden kalan, bir turlu firsat bulup ekleyemedigim Winter Wonderland resimlerini koyayim dedim…
Aslinda cokkk eskilerden de degil… Hydepark / Winter Wonderland’e gitmistik, Christmas’tan once…
Hani su sehir sehir dolasan sirkler olur ya, gidip bir kasabaya kurarlar, bir sure orda kalir… Ve “bizim kasabaya sirk geldi! ” olur..
Iste bizim sehre de lunapark geldi… :) Christmas nedeniyle, Hydepark’e Aralikta Winter Wonderland kuruluyor.. Yani Lunapark… Donmedolabi , carpisan arabasi filan filan her turlu ivir ziviri var.. Bir de en onemli ozelligi, buz pateni pisti var…
Neyse iste ondan fotograflar…
Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz.. (Eski formata cevirdim…)
Hint Usulu…
Bu aralar baya baya hint yemeklerine sardik… Buralarda pek cok Hintli yasiyor ve marketlerde filan pek cok hint usulu yiyecek bulabiliyorsunuz…
Bir de ozellikle bu hint yemekleri - neden bilmem - Christmas zamanlarinda fazlalasmaya basladi.. Morrisons’ta kendimi engelleyemiyordum, bunu da alcam, hmmm bu da guzel gorunuyor, hmmm bunda 2 tanesi su kadarmis mis mis mis diye 3-4 kutu hint usulu yiyecekleri almaya calisiyordum..
Yok, ama hala acilarina alisamadim… Kendimi engelleyemeyip, acili olanlarindan da illa denicem , illa denicem diye alip, sonra Kemali “bunlar aci cikti (!)” diye onlari yemek zorunda birakiyordum… Acilari oyle boyle degil, bizim Turk usulu yemeklerdeki acilara filan benzemiyor… Bilmem, belkide ben abartiyorumdur, sonucta Turk acili yemekleri de yiyebildigim soylenemez..
Neyse, ben konuya doneyim.. Aslinda aklimda pek cok konu var.. Buraya yazmam gereken… Ozellikle bu Christmasa dair… Ama once baya bir suredir bekleyen bu yaziyi bitirmeliyim… Christmasi onumuzdeki gunlerde anlatacagim…
Bundan baya bir sure once - develer tellal, pireler berber iken - burdaki Hintli bir arkadasimiza gitmistik… Bizim Hintli yemeklere sarmamiz o zamanlarda basliyor sanirim… Butun Hintli bayanlar bu kadar beceriklimidir bilmiyorum ama, bir birinden farkli cesitlerden hangisini yiyecegimizi sasirdik…
Fotograf makinami gotursem, birkac fotograf koyabilirdim.. Ama malesef hic bir fotograf yok.. Onun yerine internetten buldugum tariflerdeki resimlerden bakabilirsiniz.. Aynisi olmasa da yediklerimize en benzer olanlari koydum…
Starterlar olarak bhaji (pakoda).. Yumurtali bir karisima bulanmis cesitli sebzelerin karisimlari demek oluyor.. Bize baby corn, onion,potato ve spinach olanindan yapmislardi… Bunlar cok guzel oluyor… Ortaya kocamann bir starter tabagi geldi, ve aninda kapis kapis bitti… Burda bir spinach pakoda’nin resmi ve tarifi var…
Papdum; Bu starter - ana yemek arasi bisii.. :) Biraz farkli bir chips… Kocaman… Ve yararlimiymis neymis.. Morrisons’ta da satiliyor… Arkadaslardan ogrenip, Morrisons’tan da almaya basladik… Onlarin yaptigi sadeydi sanirim.. Morrisons’ta bir herblisi, bir de acilisi var.. acili olani guzel degil… Bunda tarif marif yok, ama resmine burdan bakabilirsiniz…
Ana yemeklere geceyimmm; ana yemek degil, yemekler diyorum.. (!)
Mattar paneer; Bu peynir ve bezelye ile yapilmis bir cesit yemek… Ama dikkat chilli !! Cok yaklasmamak gerek… Benim gibi illa tadicam da tadicam diyorsaniz, catalla; suyunu suzdurup, bezelye ve peynirlerinden yiyebilirsiniz.. Yemegin suyundan yemek cokkk tehlikelidir.. Heh illa da tarife bakicam diyorsaniz, iste burda da tarifi.. (Bizim yedigimize benzer gorunuyor ama aynimidir bilmem…)
Anda curry; Icinde yumurtalar butun butun olan bir yemek… Koyu bir suyu vardi… Icinde ne oldugunu filan bilmiyorum ama, burdaki yemege benziyordu.. Ama aynisi degil… eminim… Ancak benzerini bulabildim… Ve bu da chilliii !! Hatta mattar paneerden cok cok daha chilli!
Raita; Bildiginizzz Turk cacigi.. :)
Daal; Bu aralarindan en hatirlayamadigim… Sooyle bir tarif buldum.. Ama bundakinden daha koyu idi sanki…
Pickel; Bunun ne ne oldugunu, ne de tadini anlayabildim… Cunku agzima bir lokma attigim gibi oksurmeye basladim… Ve gecenin devamini oksurerek gecirdim.. :) Herhalde benim kadar problemlisiyle de karsilasmamislardir… Starterlardan sonra, ana yemeklerin cogunu, ay bu aci, ay su aci diyerek gecirdim, ve caktirmamaya calisarak Kemalin tabagina aktarmalar yaparak… (cogu anlasildi ama…) Neyse ama, Pickel butun gece boyunca aramizda -changes color- olarak anildi… Cunku Kemal de agzina attigi kocamannn bir lokmadan sonra kipkirmizi olmustu… Hehh iste burda da Pickel konservesi resmi…
Birde onca acidan sonra; dondurma ve Gulab Jamun diye birsey geldi ki… Harikaydi.. Bizdeki Kemalpasaya benzer bir tatli… (Yani acisi cok olmayan -yani yiyebildigim- hersey cok cok guzeldi… ) Iste burda da Gulab Jamun resmi…
Bilirsiniz, Turkler genelde yemegi firindan yeni cikmis ekmekle yerler… (icinin neredeyse hala hamur halinde olanlari ve el yakanlari daha makbuldur..) Gecenlerde TFC’ye gittigimizde sansimiza bu sekilde olan yeni gelmis Turk pideleriyle karsilastik… Ve eve bile gelmeden, “aynennn Istanbuldaki gibi.. sicacik !!” sozleri esliginde pideyi kuru kuru arabada yariladik.. :) Neyse, konulari karistiyorum… Ben Hintli arkadaslara doneyimm…
Hintliler de ise durum biraz daha farkli… Tahmin edebileceginiz uzere, yemegi ya yaninda rice ile (pilav) ya da chapati ile yiyorlar… Biz hint yemelerine sardik diyip duruyorum ya, bir tek yemeklerine degil, chapatilerine de sardik.. Ilk arkadaslarda yedigimizde, ben “bunlar babaannemin katmerleri gibi!!” sevinc cigliklari esliginde yemistim… Ondan beri Morrisons’tan ara ara chapati alip, ekmek yerine onu yiyoruz…
5 commentsKisa kisa…
Aklimda kalan birkac seyi unutmadan yazayim dedim…
Christmas treemizi susledik…
Bugun sirkete giriyorum… Giriste artik her yerde / her sirkette / her vitrinde olan cam agaclarindan var… Buraya kadari normal… Tam cam agacinin yanindan gecerken, megersem cam agacinin bizim sirkete ozel duzenlenmis oldugunu gordum… Boyle minik minik susler asarlar ya cam agacina… Bizimkiler de kendilerine gore suslemisler… Bizim sirketin promote ettikleri urunleri, agacin her tarafinda asiliydi… rengarenk posetler icinde… ve komikti…
Ogle arasi kosu / dusu..
Yok yok.. Ben oglen kosu yapacak kadar abartmadim daha… Bir ara, gecen haftalarda (rahatsiz oldugum icin..) cikip baya uzun sureli yuruyusler yapiyordum ogle tatillerinde… Ama o kadarla kaldi… Sonra biraktim zaten…
Neyse asil anlatacagim seye doneyim.. gecen sirkette oturuyorum… Ogle tatili… Baktim bizim calisanlardan biri esofmanlari elinde, gidiyor.. Az sonra uzerini degismis olarak dondugunu gordum.. Ve kosuya cikti.. Buraya kadari hani normal.. Spora baya dikkat ediyorlar sonucta… Sirketler de zaten bu yonde yardimci oluyor.. Tesvik ediyor.. Sabah ise bisikletle gelenler icin filan uzerini degistirme kabinleri / dus kabinleri filan varmis..
Neyse.. Ogle tatili bitti.. Bizim arkadas dogal olarak epey bi terlemis geldi.. Ve havlusunu (!) alip dusa gitti… Az sonra saclarinda havlu olaraktan, gelip calismaya devam etti… Bilmem.. Bana baya ilginc geldi… Caprazinizda bir calisan, basinda havlu, bilgisayar basinda calisiyor… Tam aile sirketiyiz.. :P Kendimizi evimizden calisiyormus gibi hissettiriyorlar, saolsunlar…
Kurbanimiz geldi.. :P
Kurban bayramini bitirdik… Kemalin bayram boyunca kurban eti yiyemedigine dair sizlanmalari sonuclandi.. Ve dilekleri kabul olup, kurban etimiz bayram sonunda geldi.. :P
Sirketten daha dogru duzgun sohbetimin bile olmadigi bir arkadas (isminden baska birsey de bilmiyorum hakkinda ve ayni katta bile degiliz zaten.. :) ), “Hilal biz burda kurban kestik, sana da biraz et getirdim” diye bana bir poset et verdi… Saolsun, sayesinde kurban eti yemeden gecirmemis olduk bu bayrami.. Tabi en cok Kemal sevindi.. :P Sasirdim… Cok hosuma gitti…
Aslinda aklimdan pek cok sey gecti buraya yazmak icin, ama simdi uzatamayacagim… Biliyorum cok duz yazilar oldu bunlar.. Unutmamak icin kenari yazmak istedigim kisa kisa haberler olmus oldu… Ve benim uykummmmmmm geldi…
Cok daha uzunnn bir hikayem var ama, o daha sonraya insAllah…
1 commentAlisveris Cilginligi !!
Christmas yaklasiyor..
Hafta ici, bir sey almak icin M&S’e (Mark&Spencer) gideyim dedim… Iceri girdigimde sasirdim.. Asiri kalabalik.. Millet buyuk bir telas halinde reyonlardan birseyler alip alip, kasalara gidiyor.. Kasalarda uzayip giden kuyruklar… Normalde M&S’e giderseniz, kasalarda cok fazla kuyruk beklemezsiniz.. Oxford Street’teki M&S’ten bahsetmiyorum tabiki… Suttondakinden bahsediyorum… Ozellikle hafta ici sakin olur… Ama biz o gun, hafta ici oldugu halde iceride yurumekte zorlaniyorduk… Zaten o kalabalik yuzunden cok fazla vakit gecirmeyip kendimizi disari attik…
Tabi ertesi gun ancak durumu anladik.. M&S o gun; bir gun sureyle herseyin fiyatini %20 indirmis…
Ekonomik kriz filan lafta kaldi… Urun cesitleri bir anda artti, fiyatlar belki hafifce ucuzladi.. Ve daha bir aydan fazla bir sure olmasina ragmen, herkes alisveris cilginligina basladi… Biraz dikkat ettigimizde; etrafta ellerindeki suslu kutulari veya posetleri zorlukla tasiyan insanlari ara ara gorebiliyoruz artik… (Bu arada duyduguma gore Istanbulda durum bunun tam tersiymis.. Ekonomik kriz canlari calmaya baslayip, alisveris yerleri bosalmis..)
Tabi burdaki alisveris cilginliginda; “aman alisverisinizi son ana birakmayin!” reklamlarinin da etkisi vardir herhalde…
Bu da Argos’un “last minute shopping” (”Aman son dakikaya kalmayin, boole abuk subuk hediyeler almak zorunda kalirsiniz..”) reklami:
(ve asagidaki cartoon’lardan ozellikle ilkine cok guldum… )


Fotograflar: cagle.msnbc.com ve www.cartoonstock.com ‘dan…
2 commentsPazar sabahi bando sesleriyle uyandik
![]()
Gectigimiz hafta, sabah trende ise gidiyorum… Farkettim ki, cevreye - insanlara hic bakmiyormusum.. Ya, muzik dinlerken trenden disari bakiyorum, ya da o an okudugum kitabin icine gomuluyorum…
Tren stationlardan birine yaklasti.. Hangi istasyon oldugunu hatirlamiyorum.. Disaridan, yakasinda kirmizi cicek olan takim elbiseli bir tip, trene binmek uzere kapiya yoneldi… “Hmm, o cicek de ne oyle.. Sus yapmis sabah sabah..” diye dusundum…
Herneyse, aksam is cikisi oldu.. Trende donuyoruz.. Bir ara gomuldugum kitaptan basimi kaldirip, karsimda oturana baktim.. Yakada kirmizi cicek… “aaa, bu sabah gordugum suslu tip sanirim, ama o bunun kadar yasli degildi..” diye dusunurken, basimi saga cevirdim, caprazimda kirmizi cicekli bayan oturuyor.. “Nasil yani, bunda da cicek var..” diye dusunup, butun treni dikkatle inceledim.. O da nesi, trende bir suru kirmizi cicekli dolaniyor, oturuyor, gazete okuyor, muzik dinliyor… :) Yakalara takilan kirmizi cicekler - poppyler yetmemis, toka olarak saca da takilmis..
1. Dunya Savasinda kaybettikleri askerlerin anisina nerdeyse hafta basindan beri kirmizi cicek takiyorlarmis.. Tabi benim bu olayi farketmem hafta ortasini buldu..
Pazar sabahi, biraz daha uyumaya calisirken, bando sesleriyle uyandik.. Brighton Road’dan bir kalabalik bizim evin yakinina dogru geliyor.. Turkiye’de tek tip kiyafetli bando takimlarini gormeye alismis biri olarak, bana en ilginc gelen yani; bando takiminin montlarla yuruyus yapip / calmasiydi.. Sanki sabah uyanip, esofmanlarinin uzerine usumesinler diye montlarini giymisler, ve muzik aletlerini alip, yollara dusmusler gibiydi..
Hmm foto filan yok.. Burdaki kilisede yapilan saygi durusuna da katilmadik.. :) Ben bulasik yikamayi tercih ettim o sira…
“Rule, Britannia!” bando-muzigini hemen wikipedia’nin su sayfasina girdiginizde hemen sagda bulabilirsiniz…
(Fotograf: wikipedia)
For further information: http://en.wikipedia.org/wiki/Remembrance_day
No commentsTHY’den online ucak bileti almanin inanilmaz kolayligi..
Sadece bugunku THY maceramizi anlatacagim… Sadece bugunku… 1-2 haftadir olan olaylardan baslayip anlatirsam, hic bitiremem cunku…
Kredi karti ve sifresi elimize gectikten sonra bugun (yine ! ) online bilet almayi denedik THY’den… (Normalde Kredi Karti kullanmadan yasamayi tercih ediyor olmamiza ragmen, Debit kartimizi THY’ye kabul ettiremeyince, ucak bileti alabilmek icin kredi karti cikarttirdik… )
THY’nin sitesinden ucus gunleri, ucus saatini, yolcu detaylari gibi bilgileri gecerek kredi karti ile odeme kismina geldiginizde sizi Is Bankasinin ‘Kredi Karti Sayfasi’na yonlendiriyor.. Ordan kredi karti bilgilerinizi giriyorsunuz, ve para cekiliyor…
Neyse, bizde THY’nin sitesinde ucus gunlerini girerek baslayip, binbir step’ten gectikten sonra kredi karti detaylarina geldik… 1-2 haftadir suren kararsizligin ve problemlerin ardindan, kredi karti sayfasina gectigimizde “Oh, Be!” aliyoruz artik diye dusunduk… Ama yanilmisiz! Farketmedik… Kredi Karti sayfasina gectigimiz an, artik bugunku “THY problemleri” miz basliyormus !
Kredi Karti detaylarini girdik.. Okeyledik… “Da dannn, buyrunuz burdan.. 500 - Internal Server Error” diye bembeyaz sayfa acildi.. Sayfa patladi… Noldu simdi, ne yapacagiz, yani cekti mi parayi, aldik mi diye dusunurken, evet evet, bir kac kez refresh cektim sayfaya itiraf ediyorum.. Ama her seferinde o; parayi cekmeyecegim iste, size booking kodu vermeyecegim iste diye 500 hatasini gostermekte israr etti… Bir-iki kez bizi heyecanlandirip, aciyormus gibi yapip, yani biraz bekletip, sonra 500 hatasini verdi… Is Bankasi kredi karti cekim sayfasini hic mi kontrol etmiyor ??? Aslinda en mukemmel calismasi gerektigi halde bu kadar bug’li olan sayfayi nasil online tutabiliyor ??
Kredi Kartinin transactionlarina baktik… Herhalde 3-5 kez paranin cekilmis oldugunu goruruz diye dusunurken.. Hic bir sey gorunmuyor.. Herhalde alamadik diye dusunduk…
Ve tekrar deneyelim diye dusunup, tummm o islemlere yine basladik! Gunleri seciyorsunuz, saatleri seciyorsunuz, yolcu detaylarini giriyorsunuz, adres detaylarini giriyorsunuz, filan filan… Sonra koltuk seciyorsunuz.. Ama o da ne! Bizim az once sectigimiz koltuklar dolu!! Bombos ucakta bir bizim koltuklar dolu!!
Ne yani, biraz once kredi kartindan cekmediyse, koltuklarimiz neden dolu? Ne bicimmmm yazilimmm bu.. !
Bari THY’ye telefonla bu durumu soralim diye dusunduk… Londra subeleri pazar gunu olmasi nedeniyle kapaliymis… Istanbul subelerini aradik… Londradan ariyoruz, Istanbula gidis - donus bilet almaya calistik internetten diye butun durumu Istanbul subesindeki gorevli bayana anlattik… O gunku ucakta bizi gorup goremedigini kontrol etti.. “O gunku, saat bir ucaginda…..” sonucu soylemeye basladi… Ardindan sessizlik… Telefon koptu… Olacak olacak, bu sefer olacak… halledecegiz artik bu durumu diye kendimizi sakinlestirerek, tekrar Istanbulu aradik… Ayni bayan cevap verdi.. Ama durumu hatirlamiyormus, tekrar anlatmamizi istedi… Dustu, basini bir yere carpti, hafiza kaybina ugradi, telefon da o sira kapandi diye dusunduk…
Neyse, bizim ismimizde kimseyi gormuyorlarmis o gunku ucakta.. Peki sectigimiz koltuklar nasil dolu dedik.. “Belki biri almistir o sira..” Evet… bombos olan ucakta, benim iki islemim arasindaki maximum yarim saat surede, giderken sectigim koltuklari, ve donerken sectigim koltuklari (ikiside farkli yerler), aynen benim gibi dusunup birisi aldi oyle mi? (Ve sadece o koltuklari aldi.. Birtek onlari..) Ne tesaduf… “Peki o koltuklari siz dolu goruyorsunuz degil mi?” dedik… Yetkileri yokmus hangi koltuklarin dolu oldugunu goremiyorlarmis… Nasil yani.. O zaman internet kullanicilari, THY’nin subesinde calisan elemanlardan daha yetkililer, cunku ben bir ucakta hangi koltuklarin dolu olup olmadigini gorebiliyorum…
Neyse, telefonu kapatip, birkac kez daha denemeye calistik… Yok yok… Bu sefer kredi karti kismina gelemedik bile… THY’den gunleri sectik.. Sayfayi ilerlettik.. Sayfa patladi… Da dannn.. Alin size baska ekzantrik hatalar… Bende hata cokk var… Yeterki siz refresh cekin… Tekrar deneyin…
Browseri kapatip, tum cachi temizledik… Merak ediyorum.. Normal bir internet kullanicisi boyle bir hata ile karsilastiginda nasil giderebilirdi acaba? Sonucta cachi temizlemek gibi bir seye girisecek kadar biliyor olamazdi.. THY’nin butun bu buglara gore sayfasini duzenlemis, test etmis olmasi gerekmezmiydi?
Sonra bir daha denedik… Bu sefer kredi karti bilgilerini girebilecek kadar ilerleyebildik… Binbir kez kontrol ederek kredi karti bilgilerini girdik… “Lutfennnn Internal Server Error” verme diye dua ederekten okeyledik.. Mavi bir sayfa acildi… Biz “oleyyy, bu sefer o beyaz internal server sayfasi gelmedi, oldu bu is ! ” diye sevinc cigliklari attik…
Yokk, yok olmadi ama… Thy’de problemler biter mi? O bos mavi sayfa hep bombos bir mavi sayfa olarak kaldi… Asagidaki statusu da “waiting” olarak durdu… Hicbirsey acilmadi… Para filan da cekmedi.. (Diye umuyoruz.. Cunku bize yer vermedi!! )
Vacgectik… THY’den… Belkide ucagin bombos olma nedeni budur… THY’nin bilet satasi yoktu.. Bizim de alasimiz kalmadi…
1 commentHydepark’ta sonbahar…
Haftasonu Hydepark’ta sonbahar fotograflari cektim…
Bakalim begenecekmisiniz…


Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..
Diger butun albumlere sitenin en tepesindeki “ALBUMS” linkini kullanarak ulasabilirsiniz..
Bu arada “Add To Favorites” kismini ekledim.. Hemen sagda… Boylece sayfayi favorilerinize ekleyebilirsiniz..
Gec oldu.. Bugunluk bu kadar…
No commentsEid Mubarak!
Londrada trenlerde veya tren istasyonlarinda “free” dagitilan 4 tane gazete var.. (En azindan benim rastladigim bu kadar… Daha fazlasi varsa henuz bilmiyorum..)
Bunlardan Metro ve City A.M.’i sabahlari goruyorum, Londonpaper ve London Lite’i aksamlari… Metroyu tren istasyonlarinda gazete koyulan bazi yerler var oralardan alabilirsiniz.. City A.M.’i veya digerlerini tren istasyonlarinin (butun tren istasyonlarinin degil tabiki.. ben London Bridge’de rastliyorum..) giris-cikislarinda dagitan gorevliler olur.. Onlardan alabilirsiniz..
Ise trenle gidis gelislerimde hep sabit bir sekilde davraniyorum.. Sabahlari giderken Sutton’dan Metro aliyordum, aksam donerken de London Bridge’in girisinden Londonpaper veya London Lite veya okuma istegime gore her ikisini birden aliyordum…
Evet, evet, farkettiniz, City A.M.’i hicc almiyorum.. Ama ne yapabilirim ki, sabahlari London Bridge cikisinda rastliyorum, ve gazete trende okunur, sabah ordan alip, sirkete getirip, sirkette gazete okuyamam sonucta. :)
Ama her seferinde City A.M. dagitan kisinin onunden gecerken, onun gazeteyi bana vermeye calismasi - benim orali olmadan, almayip, her seferinde yanindan israrla yuruyup gecmem gibi bir sorun yasiyoruz…
Her yanindan gecene, teker teker “Good Morning, good morning, good morning..” diyerek gazete uzatiyor.. Bana da “Good morning” diyerek uzattiginda o kadar sorun degildi… Bende normal gecip gidenlerden oluyordum.. Ama bu cokkk onceydi..
Bundan 1-2 ay once bana “As-Salamu Alaykum..” diyerek gazete uzatmaya basladiginda, ben gazeteyi almadigim icin kendimi kotu hissetmeye basladim.. :) Yani yanindan gecenlere sirayla soyledigi ifade su sekilde olmaya basladi.. “Good morning, good morning, As-Salamu Alaykum, good morning..”
Bunun uzerine cesitli taktikler gelistirdim.. “O bana selam vermeden, nasil gecebilirim.. !!” Cunku o selam vermezse, yani beni farketmezse, bende gazeteyi almadigim icin kendimi kotu hissetmeyecektim.. :)
Taktiklerden biri su sekildeydi: Onumde veya arkamda yuruyen bir kalabalik var ise, onlara katilmak icin ya hizli yurumeye ya da agirdan almaya calisiyordum, ki kalabaligin icine karisayim, beni gormesin, herkese selam verirken o, ben de caktirmadan gecip gideyim… Genellikle bu taktik su 2 sekilde sonuclanabiliyordu: ya o onca kalabaligin arasindan “As-Salamu Alaykum..” diye araya bana gazete uazatan bir el uzaniyordu.. (ve tabiki ben almamakta israr ediyordum..) ya da tam onun yanindan gecerken bir anda kalabaligin dagilmis (cesitli yonlere gitmis oldugunu..) farkedip ortada dimdizlak kaliyordum, ve tabiki selami duyuyordum…
Pek ise yaramadigini gorunce baska taktikler de denedim… Mesela tam kalabalik onun onunden yururken, ben agir agir arkasina dogru yoneliyordum… Ve o kalabaliga sirayla “good morning..” derken, ben caktirmadan arkasindan gecmeye calisiyordum.. Tahmin ettiginiz gibi bu taktigim de pek cok kere ise yaramadi.. Kalabaliga “good morning, good morning” diyip, gazete uzatirken, bir anda arkasini donup bana “As-Salamu Alaykum..” dedi.. ve ben yine selami almis, ve yine gazeteyi almadigim icin kendimi kotu hissederek yurumeye devam etmis oldum..
Hala bu taktikleri ara ara uyguluyorum.. Ama zaman zaman da pes edip, normal bir sekilde yuruyebiliyorum.. :)
Bugun de pes ettigim gunlerden birisiydi.. Tren istasyonundan ciktim.. Yanindan normal bir sekilde yuruyup gectim… Evet evet, bugun de selami aldim.. Ama biraz daha degismis bir sekilde.. Bu sefer bayramim da kutlandi..
“Good morning, good morning, As-Salamu Alaykum - Eid Mubarak, good morning…”
2 commentsKew Gardens…
Haftasonu Kew Gardens’a gittik.. Cok iyi olmadilar, ama bazi fotograflari koyuyorum..
Bol bol cicek + yesillik iceren bir album oldu..
Bir sure once, Kew Gardens’a git, git, git diye bana mailler atan Betul’e duyrulur ! :) Mosque filan yoktu oralarda.. Kandirmislar seni.. :)
Soldaki fotografin uzerine tiklayip albume ulasabilirsiniz..
Bu arada sayfaya “Song Of The Week” kismini ekledim.. Hemen sagda gorebilirsiniz…
No comments
favorilere ekle..
