HLL was here…

Notes from London…

Archive for the 'Uncategorized' Category

Cologne…

July 15th, 2009 | Category: Uncategorized

Uzun zamandir yazmiyorsun diyen arkadaslar icin birkac Koln fotografi… ;)

7 comments

Bulutsuzluk Ozlemi…

April 10th, 2009 | Category: Uncategorized

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

1 comment

Sacmaliklar Dunyasi…

March 19th, 2009 | Category: Uncategorized

Cok sinirliyim… Neyse, konuyu anlatayim…

Bundan seneler once, belki 4-5 sene once yazmis oldugum bazi yazilar var… Herkesin girip cesitli denemeler yazdigi bir siteye… Yok ismini soylemeyecegim… Zaten benden baskasi da bilmiyor yazilari… Neyse, zaten konu bu degil…

Benim managerin Oxford’da olmasi nedeniyle, isyerinde biraz rahat takiliyorum bugun…

Belki bir senedir girmemisimdir o dedigim siteye, simdi oylesine bir bakmak icin girecegim tuttu…

Ve bir sacmalik daha yapip, yazilarimin birinden bir cumle alip, google’a arattim… Tahmin edin, ne buldum… 2 yerde cikti; biri benim koydugum yer, biri de baska bir blog.. Yani birisi kendi blogunda benim o yazimi aynen kendi yazisi gibi yayinlamis!! Ve bir suru yorumlar yapilmis filan filan… Ben de bir suru yorum yazdim… Yazinin calinti oldugunla alakali… Tabi buyuk ihtimal approve etmeyecektir yazdigim yorumlari..

Sonra herhalde bir tek bu yaziya olmustur bu olay diye dusundum… Ama sonra merakima engel olamayarak, baska bir yazimdan bir cumle alip, arattim… 45 yerde cikti.. !!! Herkes kendi yazisi gibi oraya buraya kopyalamis yaziyi.. !! Hatta biri abartip, benim yazdigim duz yaziyi; siir gibi antoloji.com’da yayinlamis!!!  2004 yillarinda yazdigim yazilar unlu olmus haberim yok… Ne yapabilirim bu konuda, nasil engelleyebilirim bilmiyorum…

Sacmaliklar dunyasinda yasiyoruz.. Baskasinin yazisini kendi yazisi gibi yayinlayinca, yayinlayan ne anliyor bundan bilmiyorum… Hele birde pek cok kisi “yazin cok guzel olmus!” diye yorum yapinca; yayinlayan kisi “heheh, benim yazdigim begenildi.” diye tatmin oluyormudur?

Yok yok, digerlerini hic aratamayacagim…

 

PS: Imla hatalarini gormezden gelin, buyuk bir kizginlikla yazildi bu post.. ;)

(Fotograf: Misha Gordin)

11 comments

London Bridge…

March 18th, 2009 | Category: Uncategorized

Bundan 1 sene kadar once.. Gecen sene Ocak ayi.. Yani bir seneden de fazla bir zaman once…

Bir otelde kalip, bir hafta icinde ev kiralamaya calisiyoruz… Bir gun bu emlakci meselelerinden bikip, bu gun de gezelim diye dusunduk…

Elimizde tren haritasi… Nereye gidebiliriz diye bakiyoruz… Baktik, baktik… Sonra hmmm, London Bridge’in ismi guzel gorunuyor, oraya gidelim dedik… Zaten Kemalle biraz da aliskiniz hakkinda hicbirsey bilmedigimiz bir ulkede avare avare dolanmaya, gidilecek yerlere bazen isimlerinin guzelligine gore karar vermeye…

Belki yazmisimdir daha once bilemiyorum, ilk buraya gelisimizde Heathrow’dan, ucaktan inip, otobuse bindikten sonra, sofore, bize Sutton’a gelince haber verirmisiniz demistik.. Otobus normal bir sekilde gidiyor, iste duraklarda duruyor, yolcular inip biniyor filan filan.. Sutton’a geldigimizde sofor arkaya dogru Sutton! diye bagirmisti.. Hatta millet biliyoruz zaten buranin Sutton oldugunu, neden simdi soyluyor diye garip garip bakinmislardi… Bizi bavullarla inerken gorunce anlamislardir herhalde…

Neyse, nerden geldim buraya bilmiyorum, ben London Bridge’den bahsediyordum… Ismini begenip, London Bridge’e gelmistik.. Ve buzz gibi sogukta London Bridge’in yakinindaki bir Starbucks’a siginmistik… Tabi nerden bilelim, London Bridge’in turistik mekan degil, is merkezi oldugunu… Starbucks’ta bir suru takim elbiseli - ellerinde evrak cantalariyla veya notebooklariyla oturan tipler gorunce biraz anlamistik durumu tabi..

Bu ara Londra bahar havasi yasiyor… Gecen gun, ogle tatilinde London Bridge ve Tower Bridge arasini buyuk bir turist kalabaliginin arasindan yurudum… Zaten ordan geldi butun bunlar aklima..

4 comments

Istanbul vs London

February 27th, 2009 | Category: Uncategorized

Uzunca bir zamandir yazamiyordum…
Ama mazeretim var, bir suredir BT sayesinde internet baglantim yok evde..

Ev degistirdik, dogal olarak telefon ve interneti yeni eve aktardik.. Daha dogrusu bir turlu, bir turlu aktaramadik..

Once aklima gelen iki ornegi vereyim, sonra konuya dalayim:

1. Gecen haftalarda Istanbuldaydim bir sureligine, ve haberlerde gormustum, Kartalkaya’yi gosteriyorlar.. “wuuww artik Avrupa standartlarinda kayak merkezlerimiz var” diye haberlerde soyluyorlar..

2. Burda isyerindekiler bana Istanbul’a gittiklerinde cektikleri bir fotografi gostermislerdi. Kapalicarsi’dan bir fotograf.. Fotografta cesit cesit baharatlar var.. En yakin planda olanin uzerinde “Avrupadan ithal” diyor..
Mecburen yaziyi Ingilizceye tercume etmek zorunda kaldim.. Komik oldu.. :)

Turkiye’de Avrupa’yi susleyip pusleyip gosterirler TV’lerde filan… Madem oyle, bende burdaki olumsuzlardan bahsedeyim biraz.. Olaylara baska bir bakis acisi getireyim.. Dedigim gibi daha yeni telefon ve internet problemleri yasadigimiz icin, bu konuya dair problemlerde baya bir bilgilenmis oldum…

Yeni eve tasindik, tasinir tasinmaz eski telefon numaramizi, ve internetimizi aktaralim dedik..

Bundan bir sure once bir pazartesi gunu telefonu aktarmak icin sevgili BT’yi aradik.. Bize cumaya aktarilcak dediler.. Yani 5 gune..
Neyse cuma oldu, yok aramislar bizi durumu yeniden tasdik ettirmek icin, bizi bulamamislar, (Ya zaten ben telefonu aktarin demisim, daha neden tasdik icin ariyorsunuz?) bu diger cumaya aktarildi.. Yani oldu bu 10 is gunu..
Turkiye hakkinda biraz arastirdim.. Telefonu aktarmak 1 is gunu suruyormus.. Maximum 4 is gunu olabiliyor diyenler var…
Aradaki farki siz hesaplayin.. ;)

Neyse, telefon geldikten sonra internetin aktarilmasini bekleyecegiz… Ona da 10 is gunu diyorlar.. Turkiye’de bir gunde oluyormus..

Yani adamlar agir kanli… Hayati yavas yasiyorlar.. Su an isteyim, proje’de bir yerde takildim.. Bir server’a baglanmam gerek.. O server’a baglanmaya hakkim yok.. Teknik ekip toplantida.. Onlarin toplantidan cikmasini bekliyorum, ki servera benim yerime bakabilsinler.. Hemen arkamda toplanti odasindalar, geyik yapiyorlar.. Bende gozleri onunde post yaziyorum.. :) Istanbul’da calistigim yerlerde olsa, aman is durmasin, hemen halledelim permission meselesini diye acele edilir…
Burda kimsenin acelesi yok… Benden baska.. ;)

6 comments

Gravesend…

December 31st, 2008 | Category: Uncategorized

Christmas gezisinin fotolarini eskiler bitmeden koymak istemiyorum.. Ve onun icin bu ara bol bol eski gezi fotolarini koyuyorum…

Bu; Christmas’tan once Gravesend diye Londranin dogusunda olan sehirlerden birine yaptigimiz minik bir gezinin fotograflari…

Bir onceki (Winter-Wonderland) fotograf formati konusunda elestiri aldigim icin (fotograflara rahat bakilmadigi konusunda), bu fotolari eski formatta koymaya devam edeyim dedim…

Winter-Wonderland’in formatini da firsat bulabilirsem bir ara degistiririm…

Neyse.. iste Gravesend civarlarina yaptigimiz minik gezi;


Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..

4 comments

Haftasonu yorgunlugu…

May 20th, 2008 | Category: Uncategorized

Deli yorgunum.. Haftasonu orayi burayi dolasmaktan.. Elimde acaip fotograf var.. Birazdan ayarlayip buraya atarim…

Once bir onceki haftasonu bir suru aksakliklar sonucunda gidemedigimiz gezi, ve o gezi yerine gittigimiz Tower Bridge fotograflari var…

Daha sonra ise bu hafasonu olan gezi… Fotograflari koydugumda yazarim detaylari..

Evet once bir onceki haftasonundan fotograflar gelsin… Yaklasik 100′un uzerinde fotografin uzerinden eleyerek 10 tane fotografa dusurdum…
Bazi Sutton fotograflari, cumartesi gezi planlarimizin suya dusmesi uzerine bari Tower Bridge’e gidelim diyerek gittigimiz tower bridge fotograflari… Ve pazar gunu Kemalin Londraya yeni gelen bir arkadasina Londra turu yaptirirken gittigimiz Hyde park fotografi…


Hepsi bir arada… Soldaki fotografin uzerine tiklayarak gorebilirsiniz…

2 comments

Gecenin bi vakti…

April 18th, 2008 | Category: Uncategorized

Saat biri geciyor… Bari bisiler yazayim dedim… Zaten genellikle bu saatlerde yazma hevesim gelir… Birseyler henuz aklimdayken yazmak iyi oluyor… Sonra kaliyor.. Bu arada Nuraya tesekkurler… Commentlerinden dolayi… Okudugunu bilmek guzel.. :)

Aksam Big Brother’i seyrediyordum… (Amerikanin Biri Bizi Gozetliyor’u) Son haftalarina yaklasiyor… Kemal’de bilgisayari almis kafasinda bir suredir olan bir projeye baslamaya calisiyordu… Ancak ben Big Brother’i seyrederken bilgisayari ele gecirebiliyor.. :)

Ondan sonra biraz once “Dead Silence”i izledik… Saw’in yonetmeninin son filmlerinden… Ama bence cok kotuydu… Bir de uzerine korkuyorum.. Sonunda toparlamislar ama, sonunu izlemek icin butun film izlenmez.. Zaten son yarim saatinde biz ileri alarak seyrettik…

Film bittikten sonra bilgisayari kapatmak icin ekranlari kapatirken, Kemalin Oracle JDeveloper’inin acik oldugunu gordum… Bir tane use case cizmis… Usecase’i buraya koydum.. (Kemalin koydugumdan haberi yok.. :))) )

Use case’te bir tane admin var..  Ve yaninda “creates pages” yaziyor…

“Bunu mu yaptin butun bu sure boyunca…?”

“Evet o herseyi yapiyor zaten… yeterli… Sen projenin use case’lerini ciziyorsun… Ne yapmasi gerektigini yaziyorsun… Mesela admini cizdim… ve creates pages dedim… o sayfalari create edecek… ”

“yapmasini istedigin actionin turkcesini yazsan da anlicakmiydi?”

“bilmem onu henuz denemedim… ”

“admine jean giydirmissin… sen mi sectin ne giyecegini…”

“evet bir suru opsiyon var.. istedigin kiyafeti giydirebiliyorsun…. he bu arada bi bak bakalim projeyi olusturmaya baslamis mi.. bir de database’in de acik kalmasi lazim.. tablolari olusturcak…. 2 gune biter proje… yalniz bilgisayarin acik kalmasi gerekiyormus.. JDeveloperin helpinde oole yaziyor..”

ben bu arada kopuyorum… kemal devam ediyor…

“bir de sales manager yapacagim… onun action’i da ’sales product’ olacak.. O da projeyi satacak…”

No comments

Foxes…

April 15th, 2008 | Category: Uncategorized

Dun gece Kemalle oturmus internette takiliyoruz… Disaridan sanki birini bogazliyorlarmis gibi garip garip sesler geliyor… Herhalde gece donen gencler geciyorlar, gecerkende garip sesler cikariyorlar diye dusundum…

Pencereye gidip perdeyi actim.. Hemen pencerenin onunde 2 tane tilki karsilikli durmus birbirlerine o sesleri cikariyorlar… Beni gorunce biri agaclarin bulundugu tarafa, digeri de sokaga dogru kacti… Sonra sokaga dogru kacan geri donup, kosarak agaclarin tarafa gitti..

Hayatimda ilk defa tilki gordumm.. !! Cokkk tatlilardi… Ama ben disardayken gormus olsam baya korkardim herhalde…

1 comment

Snow in April…

April 08th, 2008 | Category: Uncategorized

Pazar sabahi kalktim… Iceriye gunes girsin diye perdeyi biraz acayim dedim…. Disarda heryer bembeyaz… Aksam yatarken hic birsey yoktu… Kar yagmiyordu bile…

Tabi bunu kacirmayalim diye hizli bir sekilde disari ciktik… Butun Sutton karlar altinda… Her taraf bembeyaz… Evden Sutton merkeze kadar yuruduk karda… Tabiki fotograf cektim…

Sonra Londra merkezde de yagiyordur, orayi da gorelim diye trene atlayip merkeze gittik… Tabi bosuna… Merkezde cok cok az kar yagmis cunku… Pek bir anlami yoktu… Biz de sogukta ac kalmis olan, St. James’teki sincaplari, kuslari doyurduk… Yanimizdaki cikolatali biskuvi ve cevizlerle… Ve donduk… 

Ilginc olan… Biz trene binerken her taraf kardi… Bundan yaklasik 3 -4 saat sonra Sutton’a geri dondugumuzde kar gitmis, yerler kupkuru.. Sanki hiccc kar yagmamis gibiydi…


Sutton’da cektigim kar fotograflarini ve St. James’te sincap beslerken cektigimiz fotograflari yandaki resme tiklayarak gorebilirsiniz… (Ilk fotograf sabah evden cektigim fotograf…)

No comments

Next Page »