HLL was here…

Notes from London…

Jul 15

Cologne…

Category: Uncategorized

Uzun zamandir yazmiyorsun diyen arkadaslar icin birkac Koln fotografi… ;)

7 comments

Apr 10

Bulutsuzluk Ozlemi…

Category: Uncategorized

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

1 comment

Mar 19

Sacmaliklar Dunyasi…

Category: Uncategorized

Cok sinirliyim… Neyse, konuyu anlatayim…

Bundan seneler once, belki 4-5 sene once yazmis oldugum bazi yazilar var… Herkesin girip cesitli denemeler yazdigi bir siteye… Yok ismini soylemeyecegim… Zaten benden baskasi da bilmiyor yazilari… Neyse, zaten konu bu degil…

Benim managerin Oxford’da olmasi nedeniyle, isyerinde biraz rahat takiliyorum bugun…

Belki bir senedir girmemisimdir o dedigim siteye, simdi oylesine bir bakmak icin girecegim tuttu…

Ve bir sacmalik daha yapip, yazilarimin birinden bir cumle alip, google’a arattim… Tahmin edin, ne buldum… 2 yerde cikti; biri benim koydugum yer, biri de baska bir blog.. Yani birisi kendi blogunda benim o yazimi aynen kendi yazisi gibi yayinlamis!! Ve bir suru yorumlar yapilmis filan filan… Ben de bir suru yorum yazdim… Yazinin calinti oldugunla alakali… Tabi buyuk ihtimal approve etmeyecektir yazdigim yorumlari..

Sonra herhalde bir tek bu yaziya olmustur bu olay diye dusundum… Ama sonra merakima engel olamayarak, baska bir yazimdan bir cumle alip, arattim… 45 yerde cikti.. !!! Herkes kendi yazisi gibi oraya buraya kopyalamis yaziyi.. !! Hatta biri abartip, benim yazdigim duz yaziyi; siir gibi antoloji.com’da yayinlamis!!!  2004 yillarinda yazdigim yazilar unlu olmus haberim yok… Ne yapabilirim bu konuda, nasil engelleyebilirim bilmiyorum…

Sacmaliklar dunyasinda yasiyoruz.. Baskasinin yazisini kendi yazisi gibi yayinlayinca, yayinlayan ne anliyor bundan bilmiyorum… Hele birde pek cok kisi “yazin cok guzel olmus!” diye yorum yapinca; yayinlayan kisi “heheh, benim yazdigim begenildi.” diye tatmin oluyormudur?

Yok yok, digerlerini hic aratamayacagim…

 

PS: Imla hatalarini gormezden gelin, buyuk bir kizginlikla yazildi bu post.. ;)

(Fotograf: Misha Gordin)

11 comments

Mar 18

London Bridge…

Category: Uncategorized

Bundan 1 sene kadar once.. Gecen sene Ocak ayi.. Yani bir seneden de fazla bir zaman once…

Bir otelde kalip, bir hafta icinde ev kiralamaya calisiyoruz… Bir gun bu emlakci meselelerinden bikip, bu gun de gezelim diye dusunduk…

Elimizde tren haritasi… Nereye gidebiliriz diye bakiyoruz… Baktik, baktik… Sonra hmmm, London Bridge’in ismi guzel gorunuyor, oraya gidelim dedik… Zaten Kemalle biraz da aliskiniz hakkinda hicbirsey bilmedigimiz bir ulkede avare avare dolanmaya, gidilecek yerlere bazen isimlerinin guzelligine gore karar vermeye…

Belki yazmisimdir daha once bilemiyorum, ilk buraya gelisimizde Heathrow’dan, ucaktan inip, otobuse bindikten sonra, sofore, bize Sutton’a gelince haber verirmisiniz demistik.. Otobus normal bir sekilde gidiyor, iste duraklarda duruyor, yolcular inip biniyor filan filan.. Sutton’a geldigimizde sofor arkaya dogru Sutton! diye bagirmisti.. Hatta millet biliyoruz zaten buranin Sutton oldugunu, neden simdi soyluyor diye garip garip bakinmislardi… Bizi bavullarla inerken gorunce anlamislardir herhalde…

Neyse, nerden geldim buraya bilmiyorum, ben London Bridge’den bahsediyordum… Ismini begenip, London Bridge’e gelmistik.. Ve buzz gibi sogukta London Bridge’in yakinindaki bir Starbucks’a siginmistik… Tabi nerden bilelim, London Bridge’in turistik mekan degil, is merkezi oldugunu… Starbucks’ta bir suru takim elbiseli - ellerinde evrak cantalariyla veya notebooklariyla oturan tipler gorunce biraz anlamistik durumu tabi..

Bu ara Londra bahar havasi yasiyor… Gecen gun, ogle tatilinde London Bridge ve Tower Bridge arasini buyuk bir turist kalabaliginin arasindan yurudum… Zaten ordan geldi butun bunlar aklima..

4 comments

Feb 27

Istanbul vs London

Category: Uncategorized

Uzunca bir zamandir yazamiyordum…
Ama mazeretim var, bir suredir BT sayesinde internet baglantim yok evde..

Ev degistirdik, dogal olarak telefon ve interneti yeni eve aktardik.. Daha dogrusu bir turlu, bir turlu aktaramadik..

Once aklima gelen iki ornegi vereyim, sonra konuya dalayim:

1. Gecen haftalarda Istanbuldaydim bir sureligine, ve haberlerde gormustum, Kartalkaya’yi gosteriyorlar.. “wuuww artik Avrupa standartlarinda kayak merkezlerimiz var” diye haberlerde soyluyorlar..

2. Burda isyerindekiler bana Istanbul’a gittiklerinde cektikleri bir fotografi gostermislerdi. Kapalicarsi’dan bir fotograf.. Fotografta cesit cesit baharatlar var.. En yakin planda olanin uzerinde “Avrupadan ithal” diyor..
Mecburen yaziyi Ingilizceye tercume etmek zorunda kaldim.. Komik oldu.. :)

Turkiye’de Avrupa’yi susleyip pusleyip gosterirler TV’lerde filan… Madem oyle, bende burdaki olumsuzlardan bahsedeyim biraz.. Olaylara baska bir bakis acisi getireyim.. Dedigim gibi daha yeni telefon ve internet problemleri yasadigimiz icin, bu konuya dair problemlerde baya bir bilgilenmis oldum…

Yeni eve tasindik, tasinir tasinmaz eski telefon numaramizi, ve internetimizi aktaralim dedik..

Bundan bir sure once bir pazartesi gunu telefonu aktarmak icin sevgili BT’yi aradik.. Bize cumaya aktarilcak dediler.. Yani 5 gune..
Neyse cuma oldu, yok aramislar bizi durumu yeniden tasdik ettirmek icin, bizi bulamamislar, (Ya zaten ben telefonu aktarin demisim, daha neden tasdik icin ariyorsunuz?) bu diger cumaya aktarildi.. Yani oldu bu 10 is gunu..
Turkiye hakkinda biraz arastirdim.. Telefonu aktarmak 1 is gunu suruyormus.. Maximum 4 is gunu olabiliyor diyenler var…
Aradaki farki siz hesaplayin.. ;)

Neyse, telefon geldikten sonra internetin aktarilmasini bekleyecegiz… Ona da 10 is gunu diyorlar.. Turkiye’de bir gunde oluyormus..

Yani adamlar agir kanli… Hayati yavas yasiyorlar.. Su an isteyim, proje’de bir yerde takildim.. Bir server’a baglanmam gerek.. O server’a baglanmaya hakkim yok.. Teknik ekip toplantida.. Onlarin toplantidan cikmasini bekliyorum, ki servera benim yerime bakabilsinler.. Hemen arkamda toplanti odasindalar, geyik yapiyorlar.. Bende gozleri onunde post yaziyorum.. :) Istanbul’da calistigim yerlerde olsa, aman is durmasin, hemen halledelim permission meselesini diye acele edilir…
Burda kimsenin acelesi yok… Benden baska.. ;)

6 comments

Jan 9

Protected: Our Christmas Story 2008…

Category: England

This post is password protected. To view it please enter your password below:


Enter your password to view comments

Jan 9

Christmas 2008…

Category: England

Sonunda Christmas gezimizin fotograflarini ayarladim ve sayfaya koyuyorum…

Christmas tatili icin onceden yaptigimiz planlar bazi nedenlerden dolayi suya dusmustu… Biz de plan yapmayi birakip, gunu birlik geziler yapalim diye dusunmeye basladik…

Kemalin yaptigi plan uzerine Ingilterenin guney-bati kiyilarinin (bir kismini) -gunubirlik- dolasmak uzere Christmas tatilinde yola ciktik…

Ilk basta Bournemouth’tin sahilinden basladik geziye, ordan daha batiya dogru gorecegimiz 4-5 yer vardi bir gun icinde, ve aksama donecektik.. Londranin Thames nehrini gore gore bikmis, ve Istanbulun denizini ozlemis olan biz, Bournemouth’ta okyanusu gorunce aslinda durmayi planlamadigimiz yerlerde durup, “okyanusssss !!” diye denize kostuk… Ve zor ayrilip yola devam edebildik… Hava kararmaya baslamisken, biz daha planlanan 4-5 yerin sadece birine gidebilmis olarak kara kara dusunuyorduk, sonra ani bir kararla Swanage diye cok sirin bir ilcede kalmaya karar verdik… (Tabi otel bulmamiz cok da kolay olmadi.. Malum Christmasta herkes tatilde, oteller de tatilde…) Ve sonucta bir gece kalip, dolu dolu 2 gunluk bir guney-bati Ingiltere tatili yapmis olduk…

Pek cok acidan farkli biz gezi yasadik… Gittigimiz yerlerin ilce merkezlerinde gezmek yerine hep sahillerine veya clifflerine (denizin kenarindaki ucurum gibi kayaliklar..) dogru gittik… Pek cok yerde, ozellikle clifflere filan araba ile yaklastirmiyorlar… clifflere varabilmek icin kilometrelerce, belki eksili derecelerde, buzzz gibi sogukta, atkilara sarilip sarilip yuruduk… Zaten sogugu bir zamana kadar hissediyorsunuz, bir sure sonra alisiyorsunuz… clifflerin kenarinda fotograf cekmeye calisip asagilara egilirken, asiri ruzgarin da etkisiyle dusme riskini goze aldik… (Tabi, birsey olmasin diye Kemal montumun kemerinden beni tutmaya calisiyordu..)

Zaten bazi clifflerin kenarlarinda zaman zaman minik minik cicek seklinde (ve hac seklinde) isaretler goruyorsunuz… Sanirim daha once ordan dusmus olanlarin anisina dikilmis isaretler… Uzerinde isim yaziyor…

Bir cok sahili ve cliffi gezip, geziyi, yani ikinci gunumuzu Durdle Door’da gun kararirken noktalamak istedik… Durdle Door’un araba park yeri dort’te kapaniyormus… Gunes batarken orda gun batisini izleyebilelim ve biraz da fotograf cekebilelim diye, saat dordu gecirdik… (Dondugumuzde saat 4:45 mi neydi.. Tabi sahilden arabayi biraktigimiz yere yurumekde biraz suruyor..) Evet, evet tahmin edebileceginiz gibi park alaninda kilitli kaldik.. Ben Kemalin ben bir sekilde cikarim o park alanindan sozlerine guvenmistim ama, arabayi ordan cikaramadik.. :) Neyse sonradan bir gorevli bulup, kapiyi actirabildik… Ve gorevlinin meraki uzerine Turk oldugumuzu soylemek zorunda kaldik… (Oralarda Turkleri iyi temsil ettik.. :P )

Clifflerin coguna yurudugumuzu soylemistim, ancak bir-iki sahilde araba ile yaklasabildik, ve durumu degerlendirip arabanin icinde oturup, kahve veya cayimizi yudumlarken sahili seyretmeyi yegledik… Daha dogrusu ben, arada disari cikip, bir iki kare cekip, kosa kosa (+ titreye titreye) arabaya gelip, kahveye devam ediyordum… :) Bunca kosusturmanin elimi sicak suyla yakmayi da becerdigimi, ve arabaya cayi doktugumuzu de yazmayi unutmayayim…

Sonucta 2 gunluk baya yogun, ama stressiz ve cok hosumuza giden bir tatil olmus oldu… Biraz gozumuz arkada kalarak ama baharda yine gitmeye soz verip, geri donduk…

Cektigim belki yuzlerce fotografi eleyip 39 taneye dusurdum, gezinin ozeti olarak buraya koyuyorum…

PS: Bizim fotograflarimizin oldugu bir post’u da az sonra atacagim… Bakmak isteyenler sifreyi benden ogrenirler..



Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..

4 comments

Jan 2

Christmas & NewYear in London…

Category: England, London

Christmas ve yeni yilda cektigimiz fotograflardan elemelerim sonucunda kalan cok fazla birsey olmadigi icin ayni album altinda toplamaya karar verdim…

Christmas’ta Thames nehri kenarinda ve Oxford Street civarlarinda cektigim fotograflar var… Ve Trafalgar Square’da…

Yeni yilda, London Eye’daki isik gosterisinde cekilen fotolar ise Kemal’e ait..

Iste Londra’a Christmas ve yeni yil;


Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..

No comments

Dec 31

Gravesend…

Category: Uncategorized

Christmas gezisinin fotolarini eskiler bitmeden koymak istemiyorum.. Ve onun icin bu ara bol bol eski gezi fotolarini koyuyorum…

Bu; Christmas’tan once Gravesend diye Londranin dogusunda olan sehirlerden birine yaptigimiz minik bir gezinin fotograflari…

Bir onceki (Winter-Wonderland) fotograf formati konusunda elestiri aldigim icin (fotograflara rahat bakilmadigi konusunda), bu fotolari eski formatta koymaya devam edeyim dedim…

Winter-Wonderland’in formatini da firsat bulabilirsem bir ara degistiririm…

Neyse.. iste Gravesend civarlarina yaptigimiz minik gezi;


Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz..

4 comments

Dec 31

Winter Wonderland…

Category: England, London

Eskilerden kalan, bir turlu firsat bulup ekleyemedigim Winter Wonderland resimlerini koyayim dedim…

Aslinda cokkk eskilerden de degil… Hydepark / Winter Wonderland’e gitmistik, Christmas’tan once…

Hani su sehir sehir dolasan sirkler olur ya, gidip bir kasabaya kurarlar, bir sure orda kalir… Ve “bizim kasabaya sirk geldi! ” olur..

Iste bizim sehre de lunapark geldi… :) Christmas nedeniyle, Hydepark’e Aralikta Winter Wonderland kuruluyor.. Yani Lunapark… Donmedolabi , carpisan arabasi filan filan her turlu ivir ziviri var.. Bir de en onemli ozelligi, buz pateni pisti var…

Neyse iste ondan fotograflar…


Soldaki fotografin uzerine tiklayip albumun tamamina ulasabilirsiniz.. (Eski formata cevirdim…)

No comments

Next Page »